<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Milletin-Gurbetcinin-Sesi Ziyaettin TOKYAY</title>
	<atom:link href="http://www.ziyaettintokyay.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ziyaettintokyay.com</link>
	<description>Gurbetçi Bağımsız Kütahya Milletvekili Adayı -ALTERNATIF YAZININ VE YORUMUN YAPILDIGI SITE</description>
	<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 19:10:14 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bilgisayardaki Aksilik</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/bilgisayardaki-aksilik.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/bilgisayardaki-aksilik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 19:10:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[Hani derler tam lazim olacak zaman birsey ya kaybollur ya atilir ya bozulur  benim isde ona benzedi tamyerel secimlerin  ayak    ayak tozlarinin gelmege basladigi zaman benim bilgisayardaki kucuk  teknik sorun yuzunden yazilarimi tam istedigim sekilde koyamiyorum insallah hemen ilk isim arizayi giderip yazilarima kaldigim yerden devam  elimde yazilar birikti kafamda soru isaretleri cogaldi
mutlu gunler dilegiyle
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hani derler tam lazim olacak zaman birsey ya kaybollur ya atilir ya bozulur  benim isde ona benzedi tamyerel secimlerin  ayak    ayak tozlarinin gelmege basladigi zaman benim bilgisayardaki kucuk  teknik sorun yuzunden yazilarimi tam istedigim sekilde koyamiyorum insallah hemen ilk isim arizayi giderip yazilarima kaldigim yerden devam  elimde yazilar birikti kafamda soru isaretleri cogaldi</p>
<p>mutlu gunler dilegiyle</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/bilgisayardaki-aksilik.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cikartin Gonlunuzdeki Aslan Zanettiklerinizi</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cikartin-gonlunuzdeki-aslan-zanettiklerinizi.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cikartin-gonlunuzdeki-aslan-zanettiklerinizi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2009 12:46:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[


 
31-12-2008, 15:45:42 


Yazarimiz yilin son yazisinda yine 12 den vurmus yazimin basinda yazdigimi tekrar edeyim her gonulde bir aslan yatarmis buraya yorum yazanlarinda gonullerinde birer aslan yatiyor simdi yeniyila girerken herkez gonlundeki aslani birakacakmi ? yoksa yeni yila gonlundeki aslanla,mi girecek ? meselinin ozu burada yeni yilda secim olsa herkez gonlundeki aslana oy vermiyecekmi ? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr bgcolor="#ffffff">
<td class="bod" align="justify"><strong><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana;"> </span></strong></td>
<td class="bod" height="15" align="right"><strong><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana;">31-12-2008, 15:45:42 </span></strong></td>
</tr>
<tr bgcolor="#ffffff">
<td class="bod" colspan="2" height="8" align="justify"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana;">Yazarimiz yilin son yazisinda yine 12 den vurmus yazimin basinda yazdigimi tekrar edeyim her gonulde bir aslan yatarmis buraya yorum yazanlarinda gonullerinde birer aslan yatiyor simdi yeniyila girerken herkez gonlundeki aslani birakacakmi ? yoksa yeni yila gonlundeki aslanla,mi girecek ? meselinin ozu burada yeni yilda secim olsa herkez gonlundeki aslana oy vermiyecekmi ? peki o zaman Turkiyede ne deyisecek ? a gider B gelir deyisen ne olacak ? yine her parti onunuze listeleri koyacak basacaksin oyu basliyacaksin yine aglamaya ayni havuzdan istedigin kadar su al veya kaynagi ayni olan menbadan istedigin kadar bardaktaki suyu yenile eline ne gececek ? ne deyisecek ? HIC KENDI IDARECILERIMIZIN beceriksizligini baska ulkeleri karaliyarak kotuluyerek bir yere varamazsiniz hatayida goremezsin ancak hatayi birseylerin altina gizlemis olursun Rahmetli Ecevit BOGAZ KOPRUSUNE o kadar karsi cikmistiki ve bogaz koprusu yapilmasin diye ne fikirler ileri surmustu birsey bir anda bozulmaz yavas yavas bozulur gider bir anda bozulsa herkez isyan eder bakin Ulkemizdeki ucret dengesizligini bilmeyen parti yok iktidari muhalefeti niye duzeltmiyorlar ? duzletmek icin koklu reforum lazim onada kimsenin gucu yetmiyor deyilmi ? issizligin ne oldugunu cok iyi bilirim 14 yasimda orman idaresinde calistim karda kista benden cok yasli insanlar soguktan calisamayip evlerine giderken ben cocuk halimde calistim yaktigimiz atesde onumuzu isitiyoruz arkamizi buz tutardi arkamizi isitirdik onumuzu buz tutardi yetiskin insan ne is yaparsa bende onu yapardim ve sigorta yok izmir alsancak isci bulma kurumunun onunde cok bekledim 16 yasindayken bir simitle aksami yaptigim gunler cok oldu simdi yerel secimlerde her parti belediye baskan adaylarinda ne ariyor ? populer isimler niye partiye oy getirsin diye simdi sen populer kimseleri Millet vekili secersen Belediye baskani secersen secersek daha cok gozyasi dokeriz niye onlar bizim halimizden anlamaz onlar aciligi issizligi carasizligi bilmezler senin derdini hic bilmezler bilmekde istemezler dinlerler he hu derler unuturlar bu genelde simdiye kadar hep boyle olmustur istisnalar haric 20 yildir yetkili heryere yaziyorum siyasi partiler kanunu ve secim sistemi deyismedi muddetce bizdede bu parti tutma hastaligi oldugu muddetce istersen hersene secim olsun birsey deyismez Mecliste her kesimden insan var sendika baskanlari iscinin hakkini aldimi ? artislerimiz hocalarimiz gurescilerimiz yani mecliste yok yok duzelen ne ? Partinin beyin takimi olur isleri onlar ayarlar digerleride fitrinlik olur demek partilerin beyinin takiminin urettikleri fikirler yeterli deyil vitrinlik Millet vekili sececek kadar zengin ulke deyiliz . yukarida yazmistim 20 sene oncesinin parti baskanlarinin hepsi beni tanir niye beni partilerine cagirmadilar ? Cunku ben Partilerinin basina bela olacagimdan korktuklari icin cagirmadilar yoksa fikirlerimi onlarda biliyor ben birseylerin duzelmesi icin caba sarfedersem onlarin prejtisi sarsilacak Millet vekiliginin forsu bitecek kim alir benim gibi adami ? cunki ben Parti baskanina rest cekebilecek kapasidede bir kisiyim beni MILLET VEKILI YAPIP basina dertmi alsin Avrupada ki secim sistemi Turkiyeye benzemiyor BAKAN ufak bbir hatasinda istifa ediyor Millet vekillerini demiyorum .simdi neden Avrupadaki secim sistemini Turkiyede uygulamiyorlar anlatabildimmi ? neden 45 yildir Yurt disinda bulunan Gurbetcilere secme ve secilme hakkini neden vermediklerini anlatabildimmi ? bizde bu kafa onlarda o zihniyet oldukca bizler daha nice yeni yillara ayni kaygilarla gireriz .<br />
Dilerim bu sene Ulke insani olarak hepimiz ellerimizi basimiza koyup acaba nerde hata yapiyoruz diye dusunur ayni hatalari yapmamaya soz verirsek Allah Avrupaliya Amerikaliya japonlara ayri beyin vermedigine gore neden bizlerde onlarin yaptiklarinin daha guzelini yapmiyalim ? ben yapacagimizi biliyorum inaniyorum herkezinde inanmasini bilmesini istiyorum .<br />
Allah 2009 yili ulkemizde dirligimizi birligimizi bozacak olaylarin yasanmamasini yangin dogal afetlerden nusubetlerden kurakliktan bizleri uzak eylesin isanlarimiz mutlu yokluktan uzak nese ve sihat dolu gunler yasasin<br />
Gurbetci bagimsiz Millet Vekili Adayi<br />
www.ziyaettintokyay.com </span></td>
</tr>
<tr>
<td class="bod" colspan="2" height="1" align="justify" bgcolor="#ffffff"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cikartin-gonlunuzdeki-aslan-zanettiklerinizi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yeter Fakirin Cektigi</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/yeter-fakirin-cektigi.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/yeter-fakirin-cektigi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 11:51:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Nerdeyse dunyanin kuruldugundan beri zenginler fakirleri ezmistir zengin kral krelice bey asiret resileri ve yazmakla bitmeyecek kadar suru muhim olan firavun zihniyetli oldukca zenginler mazlumlar daima ezilmistir herkez hirsini mazlumun sirtina vurmakla almistir yani birileri efendi oldukca ezilenler daima olacaktir gunumuzdede cesitli sekillerde agalar ve koleler vardir .
Diger bir konuda herkezin esit olmasi imkansizdir fakir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nerdeyse dunyanin kuruldugundan beri zenginler fakirleri ezmistir zengin kral krelice bey asiret resileri ve yazmakla bitmeyecek kadar suru muhim olan firavun zihniyetli oldukca zenginler mazlumlar daima ezilmistir herkez hirsini mazlumun sirtina vurmakla almistir yani birileri efendi oldukca ezilenler daima olacaktir gunumuzdede cesitli sekillerde agalar ve koleler vardir .<br />
Diger bir konuda herkezin esit olmasi imkansizdir fakir ve zengin olacaktir birinin ise birisinin isciye ihtiyaci olacak peki sorun nerde ? gelir dagilimindaki ADALETSIZLIK yukaridan beri yazdiklarimi daha uygun sekilde kaleme almak mumkun amac anlasmaksa yazilarimdanda soylemek istediklkerim anlasiliyor<br />
Bazi yorumcular MALIYE BAKANINA atifta bulunuyorlar yorumcularda hakli maliye bakanida hakli devlet is kapisi olmamali gecmiste oldu acisini cekiyoruz peki sorun nerde ? sorun Maliye Bakani KELIMELERI SOYLERKEN kasten eksik soyluyor veya bilmediginden soylemiyor veya isine gelmedigi icin soylemiyor amaa devlet is kapisi olmamali cumlesi dogru neden o toplantida bulunanlar Bakanim cumlenin gerisini soylermisiniz demedi ? gazeteciler cumlenin gerisini biliyormu ? sahi bu arada MUHALEFET NERELERDE ? PEKI bakanin eksik biraktigi kelimelrin devami muhalefet biliyormu ? bakin burada muhalefet bile dolayli olarak abaliya vurmakta nasil ? sorulmasi gerekeni sormadigi icin bilmiyorsa ogrenmedigi icin ve EN ONEMLISI iktidara geldiginde onunda yapacak bir seyi yok o da ayni yolu izleyecek onun icin sesini cikarmiyor secimlerde oylari alip tabi alabilirse milleti birazda muhalefet oyliyacak bakin isin nasil olmasi gerektigini soylemiyor</p>
<p>Dunyada kriz olabilir krizin olmasi benim insanimin ac acik kalmasi demek deyildir cunki gelismis ulkelerdeki insanlarin bazilari islerini gecici sure kaybedebilir ama ac kalmazlar benim insanimda kalmamali zira bircok hususta bizim durumumuz o ulkelerin cografi konumundan dolayi biz karliyiz ama bunu degerlendirmesini bilemiyoruz .<br />
nezaman adam oluruz ? kendimize guvendigimiz zaman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/yeter-fakirin-cektigi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Saphanenin Akp.adayi Belli Oldu</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/saphanenin-akpadayi-belli-oldu.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/saphanenin-akpadayi-belli-oldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2008 15:07:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[


Once herseyin hayirlisi diyelim amaa amca ogluna basarilar dayioglunada tessekkurler diyeyim .Saphanemiz 100 yildir goc veren cok eski bir nahiye idi simdi ilce ama is sahasi yok Saphaneli genelde uretmeden yemege alismis bazen kirazi visnesi elmasi para eder bazen dalinda kalir Yillarca Sap madenine umut baglamis ama son donemde umutlarina kar yagmis Turkiyede Saphanelinin olmadi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table class="MsoNormalTable" style="border-collapse: collapse;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr style="mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-firstrow: yes; mso-yfti-lastrow: yes;">
<td style="background-color: transparent; border: #ece9d8; padding: 0.75pt;"><span style="color: black; font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">Once herseyin hayirlisi diyelim amaa amca ogluna basarilar dayioglunada tessekkurler diyeyim .Saphanemiz 100 yildir goc veren cok eski bir nahiye idi simdi ilce ama is sahasi yok Saphaneli genelde uretmeden yemege alismis bazen kirazi visnesi elmasi para eder bazen dalinda kalir Yillarca Sap madenine umut baglamis ama son donemde umutlarina kar yagmis Turkiyede Saphanelinin olmadi yer yok gibidir Belediyenin geliri bellidir onun icin Devletin bazi alanlarda yatirim bazi konularda onculuk etmesi gerekiyor Ulkemizde yatirimi tesvik yeterli deyil is yeri acani maliye canindan bezdiriyor bunu bilen vatandas birseye tessebbus etmeye korkuyor ve bu nedenle devlet isyeri acsin ben calisayim mantigini guduyor is olmayinca aksama kadar kahvede vakit olduruyor Saphanin onunde bircok konuda imkanlari var ama degerlendirmesini bilirse mesela ben genel secimlerde saphanelinin %90 oyunu alirsam Millet Vekili secilsemde secilmesemde issizligi kismen onleyecegimi soyledim cunki saphane icin ayri bir proje gelistirmistim herseyin hayirlisi belki beni icin boylesi daha iyi oldu kendimi yormaktan kurtuldum Saphanede yari kiymetli tas var eger guzel isletilirse saphanenin kaderini deyistirir elma visne vs meyva isleme fabrikasi herkezin bildigi sey diger bir konuda yeni acilacak yok eger osmanin haninin uzerinden yani yamanin altindan gecer ve oradan yeni yol acilirsa saphane yola bir km uzaklikta olacak ve yerlesim yeri kendiliginden katmis olur tabi simava giden ve simavdan gelen otobusler bilhassa Kutahyaya gidenler ugradiginda Saphanin SEKLI DEYISIR tabi yayla turizim ve yamac parasutculugunu yabana atmamak lazim zira tanitimi iyi yaptiktantan sonra hem turisti ceker hem gelen yabancida genelde parali olur Saphaneli gecen secimlerde HUKUMETTE olan partinin adayina oy vermiyerek farkli bir konum sergiledi Belki Turkiyeye demokrasi dersi verdi simdi baskalarina ders verecek zaman deyil Saphaneli is as istiyor simdiden saphanelinin sectigi baskan hayirli olsun Gurbetci Bagimsiz Millet Vekili Adayi www.ziyaettintokyay.com</span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="color: black; font-family: Tahoma;"><script type="text/javascript"></script></span><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/saphanenin-akpadayi-belli-oldu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kurani Kerime Mana Vermek</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/kurani-kerime-mana-vermek.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/kurani-kerime-mana-vermek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:19:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini bilgimizi yeniliyelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=323</guid>
		<description><![CDATA[Kimden: ramazan sucu
kONYADAN NİZAMETTİN ALPKANIN SUALİ:(Doğuda medrese usulüarapça öğrendim.Mısıra giderekde arapçamı çok ilerlettim.Mübalağasız söylüyorum ki ana dilim gibi arapça biliyorum.Okuduğum ayeti kerime ve hadisi şeriflerin manasını hemen anlıyorum.Fakat daha sonra Ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okuyunca yanlış mana vermiş olduğumu görüyorum.Mesela:
(Dilediğimizi hidayete eriştirir dilediğimizi sapıklikda bırakırız.)
Ayetini okuyunca sankibize ibadeti işletende günaha sokanda Allahü teala olduğu anlaşılıyor.Böylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimden: ramazan sucu</p>
<p>kONYADAN NİZAMETTİN ALPKANIN SUALİ:(Doğuda medrese usulüarapça öğrendim.Mısıra giderekde arapçamı çok ilerlettim.Mübalağasız söylüyorum ki ana dilim gibi arapça biliyorum.Okuduğum ayeti kerime ve hadisi şeriflerin manasını hemen anlıyorum.Fakat daha sonra Ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okuyunca yanlış mana vermiş olduğumu görüyorum.Mesela:<span id="more-323"></span><br />
(Dilediğimizi hidayete eriştirir dilediğimizi sapıklikda bırakırız.)<br />
Ayetini okuyunca sankibize ibadeti işletende günaha sokanda Allahü teala olduğu anlaşılıyor.Böylece cebriyye denilen sapık fırkanın görüşü ortaya çıkıyor.(İman edip salih amel işleyenler) Ayetini okuyunca amelin imandan bir parça olduğu amelsiz imanın fayda vermeyeceği günah işleyenin kafir olacağı anlaşılıyor.Böylece sapık fırkalardan Mutezile nin görüşü ortaya çıkıyor.Bir ayetten ömür uzamaz ve kısalmaz manası çıkarken başka bir ayette ömürlerin kısaldığı yazılıdır. Ömrü uzatan ve kısaltan amellerin olduğunu okuyorum.Çıkmaz içindeyim Ehli sünnetten ayrılıp sapıtacağım için çok korkuyorum.Hele kuranı kendi görüşüne göre tefsir eden kafir olur hadisini düşündükçe korkum bir kat daha artıyor ne yapabilirim.<br />
CEVAP:Kuranı kermi okuyunca anlamak yanliş mana vermek günah değildir.Yanliş manaya inanmak günahdır Mesela ölüye işittiremezsin ayeti kerimesinden ölülerin işitmediği anlaşılır.Halbuki buharideki hadisi şerifde ölülerin işitt,ğ, yazılıdır.O halde buayeti kerimeye ehli sünnet alimlerinin nasılmana verdiğine bakılır.Onlarda ölüden maksadın kafirler olduğunu bildirmişlerdir.<br />
Mutezile gibi sapık fırkalar şefaat edicilerin şefaati onlra fayda vermez. ayeti kerimesini delil göstererek şefaate inanmadılar.Halbuki tefsir alimleri başka ayeti kerimelerle ve hadisi şeriflerle şefaatin hak olduğunu ısbat etmişlerdir.<br />
kuranı kerimden anladığı mananın doğru olduğunu zannedip evliya kabirlerinde dua etmenin onları vesile ederek Allahü tealadan yardım etmenin şirk olduğunu söyleyenler olmuştor.<br />
Kuran tercümelerinden günümüzde tefsir diye yazılan kitaplardan ve hadis kitaplarından dinimizi öğrenmemiz mümkün değildir. üstelik sapıtır Ehli sünnetden ayrılırız.ilk okul çocuğunun üniversite okumaya kalkışmasına benzer.<br />
sizin gibi iyi arapça bilen Mısılı ve suriyeli bir çok yazarda aynı hatalara düşmüşlerdir.Dini öğrenmek için yanlız dil bilmek kafi değildir.Öyle olsaydı suriye ve mısırın tamamı ehli sünnet olması gerekirdi.72 sapık fırkada kuranı kerime yanliş mana verdikleri için Ehli sünnetten ayrılmışlardır.Kuranı kerimi yanlış anlayan birçok alim olduğuna göre bizim gibilerin fıkıh bilmeden tefsir ilminin kollarnı iyice öğrenip 20 ana 80 ara ilimleri tahsil edip o olgunluğa ulaşmadan kuran tercümesi okuması çok zararlı olur.<br />
Ehli sünnet alimleri bildiriyorki Allahü tealaya tabi olmak isteyen resulullaha tabi olmalıdır. Resulullaha tabi olmak isteyende varisi olan alimlere tabi olmalıdır. Her müslüman 4 hak mezhepden birine uymalı mezhepsiz olmakdan sakınmalıdır.İslam alimlerinden nakil yapmayan hiç bir yazarın kitabını okumamalıdır.<br />
SORU:Resulullahın varisi olduğu bildirilen islam alimleri kimlerdir.Bugün bir profösöre alim denilebilirmi.<br />
CEVAP:Resulullahın varisi olan ve kendilerine ulamai rasihin denilen alimler eskiden çokdu.Şimdi yeryüzünde böyle alim yoktur.Mutlak müçtehit bulunmadığı gibi Mezhepte müçtehidde yoktur.Şevahidil hakda buyruluyorki<br />
Hicri 4. asırdan sonra dünyada içtihad edeb,lecek alim kalmadı.Şimdi müslümanların bilinen 4 mezhepden birine uymaları lazımdır.<br />
DİN ALİMİ OLABİLMEK İÇİN:8 yüksek din bilgisini bütün inceliği ile öğrenmek fen bilgisindede kafi malumata sahip olmak gerekir.Müfessir tefsir kitabı yazan değil kelamı ilahiden muradı ilahiyi anlayandır.Tefsir ancak fahri alemin mubarek lisanından sahabeyi kiram ve onlardan tabiin ve tebei tabiine ve böylece sağlam kıymetli insanların rivayet ile fıkıh ve kelam alimlerine gelen haberlerdir.<br />
Eshabı kiram kitabında diyorki :Müçtehid olmak için.<br />
Arabi ilimleri ve kuranı kerimi ezbere bilmek<br />
her ayeti kerimenin manayı muradisini, manayı zımni ve iltizamisini bilmek ,Ayeti kerimelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeplerini ve ne hakkında geldiklerini Külli ve cüzzi olduklarını nasih veya mensuh olduklarını mukayyed veya mutlak olduklarını ve kıraatı seba ve aşereden ve kıraatı şazzeden nasıl çıkarıldıklarını bilmek hadis kitaplarındaki yüzbinlerle hadisi ezberden bilmek ve her hadisin ne zaman ve ne için irad buyrulduğunu ve manasının ne kadar genişlediğini ve hangi hadisin diğerinden önce geldiğini ve bağlı bulunduğu olayları ve hangi vaka üzerine irad buyrulduğu kimler tarafından nakil ve rivayt buyrulduğu ve nakledenlerin ne ahlakda olduğunu bilmek fıkıh ilminin usul ve kaidelerini tanımak 12 ilmi ve kuranı kerimin ve hadisi şeriflerin işaretlerini rumuzlarını açık ve kapalı manalarını kavramak ve bu manalar kalbinde yer etmiş olmak kuvvetli iman ve vicdan sahibi olmak lazımdır.Bütün bu üstünlükler ancak eshabı kiramda ve sonra 200 yıl içinde yetişen bazı büyüklerde bulunabildi.Daha soraları fikirler reyler dağılıp bidatlar çıkıp yayıldı B öylece üstün zatlar azala azala 400 yıl sonra bu şartlara haiz olan yani mutlak müçtehid olarak meşhur olan görülmedi.<br />
Yüksek din bilgileri 8 dir. tefsir, usulu kelam, kelam ,usulü hadis, ilmi hadis, usulu fıkıh fıkıh, ilmi tasavvuftur.Bu 8 ilmi öğrenebilmek için gerekli alet ilimleri ise 12 dir.Bunlar sarf,iştikak,nahv, kitabet,iştikakı kebir,lugat ,metni lügat,beyan, meani,bedi, belagat ve inşa ilimleribir.(hadika)<br />
Mevduatül ulum kitabının tefsir iliminin dalları bölümünde Kuranı kerim ilmi içinde şaşılacak akıllara durgunluk verecek sayısız acayip haller bulunan engin bir denizdir.Öyle yüksek ve metin bir dağdırki ondaki hayret veren şeyleri öğrenmek her sırrına erişmek imkansızdır.Bu ilmin pek çok dalı vardır. denilerek 60 dan fazla tefsir ilminin kolu olduğu bildirilmiştir.<br />
Fetva bir hususun dine uygun olup olmadığını hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren hüküm demektir.Kaynağını göstermeden caiz veya caiz değil demek fetva olmaz.Muftinin müçtehid olması lazımdır.Müçtehid olmayan kimse müftü yapılırsa bunun müçtehitlerin bildirdiklerini okuyup öğrenerek bunları söylemesi lazımdır.(ibni hümam)<br />
Müçtehid olmayan kimse bir hadis işitince bu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez.Mezhebindeki müçtehidlerin verdiği fetva ile amel eder.<br />
Cengiz han fatimiler ve hatta abbasiler zamanında haramlara caiz diyen müfti adını taşıyan devlet memurları vardı. Bunların yanında bir kısmıda gerçekten islam müftisi idi.Bir kısmı ise o zamanki hükümdarın arzusuna göre konuşurkardı. İslam müftileri Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildiren alimlerdi.Müfti denilen devlet memurları ise zaten dini bilmezlerdi.Hükümdarın arzusuna göre konuşurlardı.Böyle uydurma fetvaların verildiği zamanlarda dinini kayıran müslümanlar alimlerin yazdığı fıkıh ve ilmihal kitaplarına uyup dinlerini kurtardılar.</p>
<p>Makamatı mazhariyede 12. faslında diyorki:Allahü tealaya ve resulüne ve onun Allahü tealadan getirdiklerinin hepsine inandım.Allahü tealanın dostlarını severim düşmanlarını sevmem demek kafidir.Her bilgiyi her delil ile ısbat etmek yani kuranı kerimdeki ve hadisi şeriflerdeki yerini göstermek Alimlerin vazifesidir.Her müslümana lazım değildir.<br />
BÜTÜN MÜSLÜMANLARA ÖNCE LAZIM OLAN ŞEY:<br />
Ehli sünnet alimlerinin kitaplarında bildirdikleri gibi bir iman ve itikad edinmektir.Peygamberimizin yolunu bildiren Kuranı kerimden muradı ilahiyi anlayan hadisi şeriflerden muradı peygamberiyi çıkaran bu büyük alimlerdir.Kıyamette kurtuluş yolu bunların gösterdiği yoldur.Allahü tealanın peygamberlerinin ve onun eshabının yolunu kitaplara geçiren değiştirilmekden koruyan Ehli Sünnet alimleridir.<br />
Dört mezhepte içtihad derecesine yükselmiş olan müçtehidlere ve bunların yetiştirmiş oldukları büyük alimlere Ehli sünnet alimleri denir.Ehli sünnetin reisi ve kurucusu (imamı azam ebu hanifedir.)ve iki imam imamı maturudi veimamı eşari dir.Bu büyük imamın ve yüzlerce talebesinin ve bunların yetiştirdiği binlerce büyük insanın yazdığı milyonlarca kitap peygamberimizin yolunu bütün dünyaya doüru olarak yaymış ve tanıttırmıştır.<br />
Taşköprülüzade ahmet efendinin Miftahüs sade kitabı 500 den fazla ilmi tarif ve izah edip her ilimde yazılmışkitap ve bunların yazarları hakkında bilgi vermekdedir.Oğlu kemaleddin muhammed arapçadan türkçeye çevirmiş ve MEVDUATÜL ULUM adını vermiştir.Bu kitabı okuyan kimse islamiyetin 20 ana ilmini ve bunların kolları olan 80 ilmi ve bu ilimlerin alimlerini ve her birinin yazdığı kitapları görerek durmadan yılmadan yazan islam alimlerinin çokluğu ve her birinin ilim deryasına dalmadaki maharetleri karşısında hayran kalmakdan kendini alamaz.<br />
Bu kitaplarında tabiyecilerin ve maddecilerin sözlerini ve müslüman olmayanların islamiyete sokmak istedikleri uydurmaları deliller ile red ederek hepsini susturmuşlardır.Kötü maksadlarla kuranı kerime yanliş mana vermeğe bozuk tercümeler yapmağa kalkışanlara yüz karalarını meydana çıkarıp bir tarafdan iman edilmesi lazım gelen şeyleri birer birer açıkca yazmışlar bir tarafdan bütün dünyada olmuş ve kıyamete kadar olacak her olay ve hareketin fıkıh hükümlerini doğru olrak yazmışlardır.<br />
İmamı azam dersinde hazır bulunan talebesinden 800 den fazlasının isimleri ve hal tercümeleri kitaplarında yazılıdır. Bunlardan 560 ı fıkıh ilminde derin alim olarak şöhret bulmuş 36 sı içtihad makamına yükselmiştir.<br />
Her bidat sahibi kuranı kerimden ve hadisi şeriflerden manaları açık olmayan ( müteşabih) itikad bilgilerinde yanliş tevil yaparak yanliş mana çıkardığı için hak yoldan ayrılmıştır. halbuki peygamberimiz kendi görüşüne göre mana çıkaran kafirdir buyurmuştur. Allah muhafaza<br />
Ehli sünnet alimleri bu bilgileri Eshabı kiramdan bunlarda resulullahdan öğrendiler.Her bidad sahibi tutduğu yolun doğru olduğunu sanır ve iddia eder.Ehli sünnet alimlerinin kitaplarından kıl kadar ayrılanların sözleri ve kitapları zehirdir.Hele dünyalık toplamak isteyenlere alet olmamalıdır.Çünkü Din geçim vasıtası yapılamaz para kazanmak için alet edilmez.<br />
Kalpde doğru imanın bulynmasına alamet kafirleri düşman bilip onlara mahsus kafirlik alametlerni yapmamakdır. Çünkü islamile küfr birbirinin zıddıdır.Birinin bulunduğu yerde diğeri bulunmaz gider.Bunlardan birisine kıymet vermek diğerini hakaret ve kötülemek olur.Ail imran 149.<br />
Müslümanların bilmesi lazım olan bilgilere ulumu islamiyye denir. Bazısı farz bazısı sünnet bazısını öğrenmekde mübahdır. İki büyük kısma ayrılır. Din bigileri Fen bilgileri<br />
Din bilgileride zahiri ve barıni diye ikiye ayrılır.Nakl yolu ile gelen bilgiler çok yüksekdir.Bunlar hiç bir zaman hiç kimse tarafından değiştirilemez. Akıl yolu ile ( fen ) bilgileri ise değişebilir.Ancak nakl yolu ile gelen bilgilerle öğrenilmesi ve sonuçlarınınislamiyete göre açıklanması insanlara faydalı olması zulüm ve işkence vasıtası yaplmaması emr edilmiştir.<br />
Mecellede 36. maddede ve sonraki maddelerde zamanın değişmesi ile örf ve adete bağlı hükümler değişebilir ama nassa dayanan hükümler değişemez yazmaktadır.<br />
Peygamberimizin bir hadisi şerifinde Birbirinize müslümanlığı öğretiniz EMRİ MAĞRUFU bırakır iseniz en kötünüzü başınıza mussallat eder ve dualarınızı kabul etmez .Bütün ibadetlerin sevabı Allah yolunda gaza sevabının yanında denizde damla gibidir Gaza sevabıda Emri mağrufun yanında denizde bir damla gibidir buyuruyor.<br />
Tabiki emri marufu herkez yapamaz şartları var Alimlerin görevidir .Nefret ettirmeden fitne çıkarmadan yapılması lazım.</p>
<p>1 Hayır ve şerrin Allahtan olduğuna inanmak. insanda iradeyi cüzziye vardır.İşldiği gnahlardan mesuldur.<br />
2.Amel imandan parça değildir.Yani ibadet etmeyen veya günah işleyen mümine kafir denmez.<br />
3.İman artıp eksilmez<br />
4.Kuranı kerim mahluk (yaratık) değildir.<br />
5.Allahü teala mekandan münezzehdir.<br />
6.Ehli kıble tekfir edilmez.<br />
7.Kabir suali ve kabir azabı hakdır.<br />
8.Gaybı yalnız Allahü teala bilir.Dilerse enbiya ve evliyasınada bildirir.<br />
9.Evliyanın kerameti hakdır.<br />
10.Eshabı kiramın hepsi cennetliktir.(Hadid 10)<br />
11.Ebu bekir sıddık eshabı kiramın en üstünüdür.<br />
12.Mirac ru ve bedenle birlikde olmuştur.<br />
13.Öldürülen intihar eden eceliile ölmüştür.<br />
14.Peygamberler günah işlemez.<br />
15.Bugün için 4 hak mezhepten birinde olmak.<br />
16.Peygamberlerin ilki Adem Aleyhisselam sonuncusu Muhammed aleyhisselamdır.<br />
17.Şefaate ,sırata,hesaba,mizana inanmak.<br />
18.Ruh ölmezKafir ve müslüman ölülerin ruhları işitir.<br />
19.Kabir ziyareticaizdir.Enbiya ve evliyanın kabirlerine gidip onların hürmetine dua etmek ve onlardan yardım istemek caizdir.(vehhabiler buna şirk derler)<br />
20.Kıyamet alametlerinden olan Deccal, dabbetül arz,Hz.Mehdinin geleceğine Hz.isanın gökten ineceğine Güneşin batıdan doğacağına ve bildirilen diğer kıyamet alametlerine inanmak .imamı azam hz.leri kıyamet alametlerine tevilsiz inanmalı buyuruyor.Bir hadisi şerif meali (Güneş batıdan doğmadıkça kıamet kopmaz o zaman herkez iman eder ama artık fayda vermez) Buhari müslim . Güneşin batıdan doğmasını avrupa müslüman olaacak diye tevil etmek imamı azamın sözüne aykırıdır.Hiç bir islam alimi tevil etmeniştir.Nitekim salat dua dır namaz diye birşey yok diyenler çıkmıştır. o zaman ortada din diye birşey kalmaz.Birde avrupa müslüman olunca iman niye fayda vermesin?Güneşin batıdan doğması ilmende mümkündür.<br />
21.Ahirette Allahü teala görülecektir.<br />
22.Kafirler cehennemde sonsuz kalır ve azapları hafiflemez gittikçe artar.<br />
23.Mest üzerine mesh caizdir.<br />
24.Sultana isyan caiz değildir.(Bu bilgiler Fıkhı ekber,nuhbetül leali,R. nasihin,M.Rabbani,F fevaidden alınmıştır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/kurani-kerime-mana-vermek.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hatada Israr Helak Olmaya Sebebtir</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hatada-israr-helak-olmaya-sebebtir.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hatada-israr-helak-olmaya-sebebtir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:13:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini bilgimizi yeniliyelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=321</guid>
		<description><![CDATA[Kimden: ramazan sucu
Hatada ısrar helak olmaya sebeptir
Âlim, hakkı bâtıldan ayırt eden, İslam âlimlerinden nakil yapan kişidir. Âlim, ışığı, karanlığı gören kimsedir. Ama, ışığı göremez. Zira amaya, her şey hep karanlıktır.
Hakiki âlim, nakledendir, vasıta olandır. Kendinden söyleyen ve kendine bağlayan değildir. Bunun için dini konularda, kendinden bir şey söylememelidir. Zira dinimiz nakil dinidir. İman ibadet bilgileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimden: ramazan sucu</p>
<p>Hatada ısrar helak olmaya sebeptir</p>
<p>Âlim, hakkı bâtıldan ayırt eden, İslam âlimlerinden nakil yapan kişidir. Âlim, ışığı, karanlığı gören kimsedir. Ama, ışığı göremez. Zira amaya, her şey hep karanlıktır.<br />
Hakiki âlim, nakledendir, vasıta olandır. Kendinden söyleyen ve kendine bağlayan değildir. Bunun için dini konularda, kendinden bir şey söylememelidir. Zira dinimiz nakil dinidir. İman ibadet bilgileri kıyamete kadar hep aynıdır,<span id="more-321"></span> değişmez. Dinde yorum, görüş olmaz. Benim görüşüme, senin görüşüne göre din olmaz. Din, ne ise odur. Allahü teâlâ ve Onun Peygamberi Muhammed aleyhisselam nasıl bildirmiş ise, o öyledir. Buna ilave yapılamadığı gibi, eksiltme de olmaz. Bu sebeple nakleden aziz olur, nakle dayanmadan kendi düşüncesini din diye anlatan rezil olur. Ehli sünnet itikadını, ehli sünnet âlimlerinin kitaplarından nakletmeli ve böyle kıymetli eserleri yaymalıdır. Zira doğru iman, doğru ibadet bilgilerini duymak, öğrenmek, insanların en tâbii hakkıdır. Bunu yapmak, kıymetli ve şerefli bir hizmettir.</p>
<p>Bir insanın, iki şeyden birine tâbi olma mecburiyeti vardır. Ya kendi düşüncesine, görüşüne, anlayışına tâbi olur veya hakiki bir âlime tâbi olur. Kendine tâbi olan kendi gibi olur. Ama hakiki bir âlime tâbi olan, o âlimin bildirdiklerine mesela İmam-ı Rabbani hazretlerinin sözüne göre hareket eden insan, yavaş yavaş olgunlaşır, zamanla fazilet sahibi bir insan olur. Çünkü tâbi olunca, adeta onun kalbi ile tâbi olanın kalbi arasında bir hat kurulur. O âlimin kalbinden fışkıran iman dolu ihlâs, muhabbet, Allahü teâlâya karşı olan muhabbeti, Peygamber efendimize olan tâbiiyeti, ona uyana inikas eder, yansır, akseder. Aynen karpuzun, güneşin karşısında olgunlaşması gibi olur.</p>
<p>İnsanların çektikleri sıkıntıların sebebi, nakli bırakıp, kendi yorumlarını, görüşlerini din diye anlatan din adamlarıdır. Böylelerine Ulemâ-i su yani kötü din adamı, din yobazı denir. Kötü din adamları, mahsulün önündeki suyu kesmiş kayalara benzer. Suyu bırakmazlar ki mahsul sulansın, hayat bulsun. Taş oldukları için, kendileri de istifade edemezler.</p>
<p>Ebü&#8217;l-Abbâs-ı Mürsi hazretleri sohbetlerinde hep; &#8220;Hocam Ebül-Hasan-ı Şâzili hazretleri buyurdu ki, hocam şöyle anlattı ki..&#8221; şeklinde söze başlar, hep hocasından nakiller yapardı. Bir gün biri;<br />
-Hep hocanızdan nakil yapıyorsunuz. Hiç kendinizden bir şey söylemiyorsunuz, demesi üzerine buyurdu ki:<br />
-Ben evden bir şey getirmedim. Ne kazanmışsam hocamın derslerinden kazandım. Hocamdan öğrendiklerimi &#8220;Allahü teâlâ buyurdu ki, Resulü buyurdu ki&#8221; veya &#8220;Ben diyorum ki&#8221; diyerek pek çok şey anlatabilirim. Ama bütün bunları öğrenmeme, bu dereceye yükselmeme vesile olan hocama karşı edebe riayet ederek, hep hocamdan naklederek konuşuyorum. Uygun olan da budur. Hocasından bahsetmeyen, hep ben diye konuşan kimsede hayır yoktur. En iyi âlim, kendinden söyleyen ve kendine bağlayan değil, nakleden, vasıta olandır. Dinimiz nakil dinidir. İman ibadet bilgileri kıyamete kadar aynıdır, değişmez. Nakleden aziz, nakilsiz konuşan rezil olur.</p>
<p>Âlimlerin ziyneti; bilmiyorum demektir. Cahillerin özelliği ise, bilsin bilmesin her konuda konuşmaktır. Âlim, her kelimeden korkar, vesika bulmadan söyleyemez. Her suale cevap vermek, bir âlim için ahmaklık işaretidir. Bilmiyorum demek edeptir ve bir şeyler bildiğinin alametidir. Bilen ve edepli olan, tevazu gösterir, bilmediği konuda konuşmaz ve bilmiyorum der. İlimden önce edep lazımdır. Zira hazret-i Ömer; Edep, ilimden önce gelir buyurmaktadır.</p>
<p>İslam âlimlerinin büyüklerinden olan İbni Mübarek hazretleri de; Bütün ilimleri bilenin eğer edebinde noksanlık varsa, onunla görüşmediğime üzülmem, bunu kayıp saymam. Fakat edepli ile görüşemesem üzülürüm buyururdu</p>
<p>Her zaman her yerde edepli, hayâlı olmaya çalışmalıdır! Hayâsız kimse, zamanla küfre kadar gidebilir. Hadis-i şerifte; (Hayâsızlık insanı küfre düşürür) buyuruldu.</p>
<p>Hayâ, bir binayı tutan direk gibidir. Direksiz binanın durması kolay olmadığı gibi, hayâsız kimsenin de imanını muhafaza etmesi zordur. Hayâsı olan Allahtan utandığı için günahtan çekinir. İnsanlardan utanmayan Allahtan da utanmaz. İnsanlardan utanarak günahı gizlemek de hayâdandır. İnsanlardan utananın, Allahü teâlâdan da utandığı anlaşılır. Çünkü hadis-i şerifte; (Allahtan sakınan, insanlardan da sakınır) buyuruluyor.</p>
<p>Hiç kimse yağan yağmura düz tepsi tutarak su biriktiremez. Cenâb-ı Hak bu yağmuru toprağa indirir. Toprakta bu yağmur süzülüyor, kanallar meydana geliyor. Bu kanallar tekrar dünyaya çıkıyor. Tertemiz su, belirli bir yerde toplandıktan sonra dağılıyor ve herkes bir musluğa gelip su içiyor. Yani esasında her yere yağan rahmet, su, bir musluktan içilmek ihtiyacına haiz. Musluğa gitmeyen, suya kavuşamaz. Onun için kavuştuğumuz muslukların yani mezhep imamlarımızın, ehli sünnet âlimlerinin kıymetini iyi bilelim. Çünkü temiz su orada var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hatada-israr-helak-olmaya-sebebtir.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hic Kimse Yanmasin Dusuncesinde Olmak</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hic-kimse-yanmasin-dusuncesinde-olmak.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hic-kimse-yanmasin-dusuncesinde-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:09:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini bilgimizi yeniliyelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Kimden: ramazan sucu
Hiç kimse yanmasın düşüncesinde olmak
Müslümanlık, dünya ve ahiret saadetidir. Allahü teâlânın en sevdiği şey, imandan sonra kullarına hizmet etmektir. Bunun için Peygamber efendimiz; (İnsanların hayırlısı, en üstünü, insanlara daha faydalı olanlarıdır) buyurmuşlardır.
Yanan bir evden birini kurtarmak, çok büyük sevap olduğu halde, Cehennem ateşinden kurtarmak yanında hiç kalır. Bir kişi daha yanmaktan kurtulsun diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimden: ramazan sucu</p>
<p>Hiç kimse yanmasın düşüncesinde olmak</p>
<p>Müslümanlık, dünya ve ahiret saadetidir. Allahü teâlânın en sevdiği şey, imandan sonra kullarına hizmet etmektir. Bunun için Peygamber efendimiz; (İnsanların hayırlısı, en üstünü, insanlara daha faydalı olanlarıdır) buyurmuşlardır.<span id="more-319"></span></p>
<p>Yanan bir evden birini kurtarmak, çok büyük sevap olduğu halde, Cehennem ateşinden kurtarmak yanında hiç kalır. Bir kişi daha yanmaktan kurtulsun diye uğraşmak ve hiç kimse yanmasın düşüncesinde olmak lazımdır. Zira Tahrim suresinin altıncı âyet-i kerimesinde mealen; (Kendinizi, evlerinizde ve emirleriniz altında olanları ateşten koruyunuz!) buyurulmaktadır.</p>
<p>Abdullah ibni Ömer hazretleri bir gün Resulullah efendimizin huzuruna gelmişti. Kendisine çok iltifat ederek; (Kıyâmet günü herkesin beratı, yani kurtuluş vesikası, her işi ölçüldükten sonra verilir. Abdullahın beratı ise, dünyada verilmiştir) buyurdu. Bunun sebebi sorulduğu zaman, Resulullah efendimiz; (Kendisi vera ve takvâ sahibi olduğu gibi, dua ederken Yâ Rabbi! Benim vücudumu, kıyâmet günü o kadar büyük eyle ki, Cehennemi yalnız ben doldurayım. Cehennemi insanla dolduracağım diye verdiğin sözün böylece yerine gelmiş olsun da, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden hiç kimse Cehennemde yanmasın diyerek din kardeşlerini kendi canından daha çok sevdiğini göstermiştir) buyurdular.</p>
<p>Hazret-i Ebu Bekri Sıddıkın da böyle dua ettiği Menâkıb-i çihâr yâr-ı güzin kitabında yazılıdır.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretlerinin Şem&#8217;un adlı mecusi bir komşusu vardı. Hastalanıp halsiz düştü. Hem ziyaret ve hem de komşusunu ateşten korumak için yanına gitti ve:<br />
-Ey Şem&#8217;un! Şu kadar müddetten beri ömür sürüp, rızkın için çalışıp didindin. Ama bu gayretlerin boşa çıkacaktır. Zira sen yıllarca ateşe taptın ve yaratıcı sanarak ona secde eyledin. Bu sebeple yerin ateş olacaktır. Ateşten kurtulman için, &#8220;Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah&#8221; demelisin.</p>
<p>Mecusi, bazı mazeret ve bahâneler ileri sürünce Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:<br />
-Senin ileri sürdüğün bu bahâneler teferruattır. Asıl olan imandır. İmanla şereflenenler, Cehenneme girseler bile, sonsuz kalmazlar. Ama kâfirler sonsuz azap içinde olacaklardır. Eğer azâba uğramak istemiyorsan, gel ikimiz de elbiselerimizi çıkarıp yanan fırına girelim. Bakalım hangimizin bedenini ateşin alevleri yakmayacak.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri orada yanan bir ateşin içine kollarını sıvayıp soktu ve;<br />
-Ey Şem&#8217;un! Ateş cenâb-ı Hakkın mahlukudur ve Hakk&#8217;ın emriyle yakar. Allah&#8217;ın emriyle ateşin mizâcı su gibi, suyun mizâcı ateş gibi olur buyurarak kor hâlindeki ateşten kollarını çekti. Fakat ellerinde en ufak bir yanma alameti görülmedi. Bu hâl karşısında gönlü yumuşayan mecusi, İslama meyletti ve;<br />
-Ey Hasan! Sözlerin güzel ve hoş. Fakat bu kadar telef edilmiş ömürden ve işlediğim kötülüklerden sonra affa ve merhamete layık olur muyum? O Kelime-i tevhidi söylemekle Cennet&#8217;e girip nimetlere nâil olabilir miyim? dedi. Hasan-ı Basri hazretleri;<br />
-Evet, buyurdu. Mecusi;<br />
-Ey Hasan! Eğer bir ahitnâme yazıp bana kefil olursan, imana gelirim. Çünkü ben hâlimden korkuyorum dedi.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri gereken teminatı vererek onun iman etmesine vesile oldu. Şem&#8217;un imanla şereflendikten sonra da vefât etti.</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri evine dönünce yaptıklarına, söylediklerine pişman oldu ve kendi kendine;<br />
&#8220;Ey Hasan! Sen gayba hükmederek, küstahlıkta bulundun, acaip sözler söyledin&#8221; dedi. Bu düşünceyle uyuya kaldı. Rüyasında Şem&#8217;unun nurlar içinde, başına Cennet taşlarıyla süslenmiş bir tâc, beline altın bir kemer kuşanmış bir halde Cennet&#8217;e doğru gittiğini gördü. Şem&#8217;un, Hasan-ı Basri&#8217;ye yönelerek;<br />
-Allahü teâlâ bir zengin pâdişâh imiş. Kullarına lütfu büyük ve merhametinden bir damla içmekle benim gibi binlerce âsiler rahmetine gark olurmuş. Allah&#8217;ın yardımıyla bu âsinin günahları ve hataları da iyiliğe çevrilip Cennet-i âlâ bize nasip kılınmıştır dedi ve;<br />
-Senin yazdığın o kâğıda da ihtiyaç kalmadı. İşte kâğıdın deyip Hasan-ı Basri&#8217;nin eline verdi.</p>
<p>Sabahleyin uykusundan uyanan Hasan-ı Basri hazretleri o kâğıdı elinde buldu.</p>
<p>En zor iş, İslamiyete hizmet etmektir. Çünkü Allahü teâlâ en zor işi en güvendiğine en çok sevdiğine vermiştir. Peygamberlere ve vârislerine vermiştir. Allah�ın dinini, Allahın kullarının ayaklarına kadar götürmek, ne büyük bir zevktir ve ne büyük bir saadettir.</p>
<p>Dünyada iken, Allahü teâlânın dinine, Onun razı olduğu şekilde doğru olarak hizmet edenler, Onun kullarının müşküllerini halledenler, mahşerde, tahtlar üzerinde, kürsülerde, gölgelerde oturacaklar. Allahü teâlâ onlarla konuşacak. Böyle olan kimseler için, ne hesap var ne de azap..</p>
<p>Din Büyükleri, bir kimsenin imanının kemâle gelmesini, okuduklarından ve dinlediklerinden istifade etmesini; Herkesin yükünü çekmek ve kimseye kendi yükünü çektirmemektir diye bildirmişlerdir. Zaten Peygamber efendimiz de; (En kıymetli amel, elinden ve dilinden kimsenin incinmemesidir) buyurmuşlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/hic-kimse-yanmasin-dusuncesinde-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cinler Hakkinda 2</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cinler-hakkinda-2.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cinler-hakkinda-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:06:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[cin hakkında bilgiler -2‏
Kimden: ramazan sucu
İbni Hacer-i Hiytemî, (Fetâvâ-yı hadîsiyye)nin yüzyirminci sahîfesinde diyor ki, (Birinin kolunu kesip, sonra yapışdırmak, kendi ağzına, bedenine bıçak, kama sokup çıkarmak gibi gösteriler yapan tarîkatcılar, bu gösterilerini sihr, göz boyamak şeklinde yapıp, kerâmet gösterdiğini söylerse, hâkim tarafından öldürülür. Başka şeklde yapıyorsa, öldürülmez. Fekat, ağır cezâlandırılır. Mâlikî âlimlerinden Abdüllah ibni ebî [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>cin hakkında bilgiler -2‏<br />
Kimden: ramazan sucu</p>
<p>İbni Hacer-i Hiytemî, (Fetâvâ-yı hadîsiyye)nin yüzyirminci sahîfesinde diyor ki, (Birinin kolunu kesip, sonra yapışdırmak, kendi ağzına, bedenine bıçak, kama sokup çıkarmak gibi gösteriler yapan tarîkatcılar, bu gösterilerini sihr, göz boyamak şeklinde yapıp, kerâmet gösterdiğini söylerse, hâkim tarafından öldürülür. Başka şeklde yapıyorsa, öldürülmez. Fekat, ağır cezâlandırılır. Mâlikî âlimlerinden Abdüllah ibni ebî Zeyd Kayrevânî �rahmetullahi aleyh� (İsbât-ü kerâmât-il-Evliyâ) kitâbında diyor ki, sihrinde küfre sebeb olacak şey yoksa, el çabukluğu yapıyorsa, fekat kerâmet ve tarîkatcılık şeklinde gösterirse, cezâlandırılır. <span id="more-316"></span>Böyle tarîkatcıların yanlarına gitmek, seyr etmek câiz değildir. Bir kadın, zevcine, kendisinden veyâ başkasından soğuması için büyü yapdığını söyledi. Bunu öldürmediler. Cezâlandırdılar. İbni Ebî Zeyd �rahmetullahi teâlâ aleyh� diyor ki, (Bir kimse, kitâba bakarak cin ile konuşduğunu, bu cinne emr ederek, sar�a yapan habîs cinni kovduğunu, büyü çözdüğünü, habîs cinni öldürdüğünü söylerse, buna inanmamalıdır). Cin ile arkadaşlık etdiğini, cin pâdişâhına hizmet etdiğini söyliyen kimsenin büyücü olduğu anlaşılır. Mısrdaki Fâtımî devletinin altıncı reîsi olan Hâkim bi-emrillah Mansûr, Dırâr ve bunun talebesi Hamzaya uyarak, cin ile tanışdı ve Cin pâdişâhına hizmet ederek, sapıtdı. Şeytânların maskarası oldu. Tanrılık da�vâsına kalkdı. İbni Ebî Zeyd diyor ki, (Cinci tarîkatcıya inanmak, insanı cinden kurtardığına inanarak, ona ücret vermek câiz değildir. Büyü çözene de para vermek câiz değildir). Kocasının muhabbet etmesi ve kendisine eziyyet etmemesi için, bir kadına, Kur�ân-ı kerîmden ve Selef-i sâlihînin bildirdikleri düâlardan muska yazmak, karşılık birşey istememek câizdir. Ne olduğu bilinmiyen şeyleri yazmak, okumak ve kendisine okutmak, bunları muska, tütsü yapmak harâmdır). Kâdî-zâde, (Birgivî vasıyyetnâmesi)ni açıklarken, Birgivînin, (Bir kimse, ben çalınanları, gayb olanları bilirim dese, böyle söyliyen ve buna inanan kâfir olur. Bana cin haber verir. Bunun için bilirim dese, yine kâfir olur. Zîrâ, cin de gaybı bilmez. Gaybı yalnız Allahü teâlâ bilir. Ondan başka kimse bilmez) yazısını, (Allahü teâlânın vahy ve ilhâm etdikleri bilir. Cin, herşeyi bilmez. Allahü teâlânın bildirdiğini ve görüp anladığını bilir. Cin, bu iki yoldan öğrendiğini haber verirse, bana cin haber verdi demekde zarar yokdur. Peygamberler kabrlerinde, bilmediğimiz bir hayât ile diridirler. Allahü teâlâ, onlara vahy, ilhâm ve keşf yolu ile, gayb ve gizli şeyleri bildirmişdir. Diri insanların işlerini ve hâllerini onlara ve dilediği mü�minlerin rûhlarına bildirmekdedir) şeklinde açıklamakdadır. Cinnin sâlih olanlarına da bildirmesi câizdir. Fekat, mü�min ve sâlih olmıyan, bid�at ehli ve fâsık tarîkatcıların, yobazların yalanlarına inanmamak, tuzaklarına düşerek, felâkete sürüklenmemek için, çok uyanık olmalıdır. 909.cu sahîfeye ve (El-münîre) kitâbına bakınız!</p>
<p>(Dürr-ül-muhtâr)ın Tahtâvî ve İbni Âbidîn hâşiyelerinde, son cildin sonunda diyor ki, (İnsanın, bilmesi lâzım olmıyan şeyleri münâkaşa etmek mekrûhdur. Öğrenmesi emr edilmemiş olan şeyleri sormak câiz değildir. Meselâ, Lokman ve Zülkarneyn Peygamber midir, değil midir? Cebrâîl aleyhisselâm, Peygamberlere nasıl gelirdi? Melek ve Cin, insanlara ne şeklde görünürler? İnsan şeklinde görünürken, yine cin ve melek midirler? Cennet ve Cehennem nerededirler? Kıyâmet ne zemân kopacak? Îsâ aleyhisselâm, gökden ne zemân inecek? İsmâ�îl ve İshak aleyhimesselâmdan hangisi efdaldir ve hangisi kurban edildi? Fâtıma ve Âişeden �radıyallahü teâlâ anhümâ� hangisi dahâ efdaldir? Resûlullahın �sallallahü aleyhi ve sellem� ana babaları ve Ebû Tâlib hangi dinde idiler? İbrâhîm aleyhisselâmın babası kim idi? Bunlar gibi şeyleri sormamalıdır. Bunları öğrenmekle emr olunmadık).</p>
<p>(Hazînet-ül-esrâr) kitâbında diyor ki, Sar�a hastasından, rûhânînin def� edilmesine ve hastanın şifâsına âid hadîs-i şerîfleri bildirelim: [(Lugat-ı Nâci)de cin kelimesinde diyor ki (Rûhâniyyûn üç sınıfdır: Hep iyilik yapan, ahyâr. Melekler böyledir. Hep kötülük yapan eşrâr. Şeytânlar böyledir. İyilik de, kötülük de yapan evsât. Cinler böyledir. (Herkese Lâzım Olan Îmân) 26.cı sahîfeye bakınız!</p>
<p>İmâm-ı Beyhekî (Delâil-ün-nübüvve) kitâbında ve imâm-ı Kurtubî (Tezkire) kitâbında bildiriyor ki, Ebû Dücâne �radıyallahü anh� buyurdu ki, yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağac yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyâh birşey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmağa başladı. Hemen Resûlullaha �sallallahü aleyhi ve sellem� gidip, anlatdım. Buyurdu ki, (Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayr ve bereket versin!). Kalem ve kâğıd istedi. Alîye �radıyallahü anh� bir mektûb yazdırdı. Mektûbu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki, (Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektûbla, bizi yakdın. Senin sâhibin, bizden elbette çok yüksekdir. Bu mektûbu, bizim karşımızdan kaldırmakdan başka, bizim için, kurtuluş yokdur. Artık, senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektûbun bulunduğu yerlere gelemeyiz). Ona dedim ki, sâhibimden izn almadıkca bu mektûbu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryâdından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabâh nemâzını, mescidde kıldıkdan sonra, cinnin sözlerini anlatdım. Resûlullah �sallallahü aleyhi ve sellem� buyurdu ki, (O mektûbu kaldır. Yoksa, mektûbun acısını, kıyâmete kadar çekerler!).</p>
<p>Kefevînin (Mecmû�a-tül-fevâid) kitâbında ve Demîrînin (Hayât-ül-hayvân) kitâbı, kaf harfindeki (Kunfez) kelimesinde diyor ki, (Bir kimse, bu mektûbu, yanında taşısa veyâ evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrâfına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider). Bu mektûb (Hazînet-ül-esrâr) ve (Hayât-ül-hayvân)da yazılıdır. Süleymâniyye kütübhânesi, (Ayasofya) kısmında, [2912 sayıda (Hayât-ül-hayvân)ın fârisîsi, [1913 de ise türkçesi vardır. Müslimânlara kolaylık olmak için bu mektûb, (Teshîl-ül-menâfi�) kitâbının sonunda da [207.ci sahîfesinde de yazılıdır. Bu kitâb, (Hakîkat Kitâbevi)nde satılmakdadır.</p>
<p>Âyet-el-kürsî, İhlâs, Mu�avvizeteyn ve Fâtiha sûrelerini sıksık okumak da, insanı cinden muhâfaza eder. Bu âyet-i kerîmeleri okumakla ve bu mektûbu taşımakla ve şifâ âyetlerini okumakla ve yazıp suyunu içmekle fâidelenmek istiyenlerin Ehl-i sünnet i�tikâdına uygun olarak doğru îmân sâhibi olması lâzımdır. Bunları yazanın ve kullananın i�tikâdı doğru olmazsa ve küfr alâmetlerini kullanır, harâm işlerse, fâideleri görülmez.</p>
<p>Fârisî (Şevâhid-ün-nübüvve) 163.cü sahîfesindeki hadîs-i şerîfde, (Yatarken Âyet-el kürsî okuyana, şeytân yaklaşamaz) buyuruldu.<br />
Kâdî Bedrüddîn-i Şeblînin �rahmetullahi teâlâ aleyh� (Akâm-il-Mercân) kitâbı arabî olup büyükdür. Hep cinden bahs etmekdedir. Bir yerinde diyor ki, (Cinden, geçmiş, olmuş şeyleri sorup öğrenmek câizdir. Gelecekde olacak şeyleri sormak câiz değildir. Geçmiş şeyleri görüp, işitip bilirler. Sar�a hastasını ve başka cin çarpanları cinden kurtarmak için, küfre sebeb olan şeyleri yapmak câiz değildir. Cinden kurtulmak için en iyi on çâreyi [kısaltarak yazıyoruz:</p>
<p>1- E�ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalıdır. 2- E�ûzü Besmele ile iki Kul-e�ûzüyü okumalıdır. 3- E�ûzü Besmele ile Bekara sûresinin ilk beş âyetini okumalıdır. 4- E�ûzü Besmele ile Âyet-el-kürsî okumalıdır. 5- E�ûzü Besmele ile Bekara sûresinin son iki âyetini okumalıdır. 6- E�ûzü Besmele ile Ha-Mîm Mü�mîn sûresinin başından (masîr)e kadar ve Âyet-el-kürsî okumalıdır. 7- (Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey�in kadîr) okumalıdır. 8- Çok (Allah) demelidir. 9- Hep abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri hiç terk etmemelidir. 10- Kadınlara bakmakdan, çok konuşmakdan, çok yimekden ve galabalıkdan sakınmalıdır). (Berekât) kitâbında, Muhammed Sa�îdi �rahmetullahi teâlâ aleyh� anlatırken sonunda, imâm-ı Rabbânînin �rahmetullahi teâlâ aleyh� Cinden korunmak için, (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah-il-aliyyil�azîm) okuduğunu yazıyor. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, yüzyetmişdördüncü mektûbunda, Cini def� için bunu okumağı tavsiye etmekdedir. Buna, (Kelime-i temcîd) denir.</p>
<p>Şeyh-ül-islâm İbni Hacer Hiytemînin �rahmetullahi teâlâ aleyh� (Tezekkürü Âsâr-il-vâride) kitâbında da, cinden koruyan düâlar yazılıdır. Bu kitâb, Süleymâniyye kütübhânesi, (Reîs-ül-küttâb Mustafâ efendi) kısmında, [1150 sayı ile mevcûddur. (Hakîkat Kitâbevi) tarafından (Minha) sonunda basdırılmışdır.</p>
<p>Cin ve şeytân şerrinden kurtulmak için ve sar�a hastalığına ve sihre karşı (Teshîl-ül-menâfi�) kitâbının sonundaki (âyât-ı hırz)ı yedi gün okumalı ve yazıp, üzerinde taşımalıdır.</p>
<p>Celâleddîn-i Süyûtînin �rahmetullahi aleyh� (Kitâbürrahme fittıbb-i velhikme) kitâbında sihr, nazar ve cinden korunmak için kıymetli bilgi vardır. Yüzellinci bâbında buyuruyor ki, (Şeytânın vesvesesinden, sıkıntıdan kurtulmak için, hergün bu düâyı okumalıdır: Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül�azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!). Yüzyetmişdördüncü maddesi sonunda diyor ki, (Hiltit veyâ şeytân tersi adındaki zamkı yanında taşıyan kimseye cin gelmez. Sar�a hastası, bunu koklarsa, iyi olur). Asa Foetide denilen bu zamk, esmer, pis kokulu, reçine olup, antispasmodique olarak, ya�nî sinirleri teskîn edici olarak Avrupada, toz, hap ve ihtikan şeklinde adale ve sinir gerginliğini gidermek için, kullanılmakdadır. (Ütrüc), ya�nî Ağaç-kavunu bulunan eve cin girmiyeceği, (Hayât-ül-hayvân)da ve (Kâmûs)da yazılıdır.</p>
<p>İmâm-ı Rabbânî �rahmetullahi aleyh�, talebeleri ile, uzak bir yere gidiyordu. Gece, bir hânda kaldılar. (Bu gece, bu hânda bir belâ hâsıl olacak. Şu düâyı okuyunuz!) buyurdu: (Bismillâhillezî lâ-yedurru ma� asmihî şey�ün fil-Erd-ı velâ fissemâi ve hüves-semî�ul�alîm). Gece büyük yangın oldu. Bir odada eşyâlar yandı. Bu odaya haber verilmemişdi. Düâyı okuyanlara birşey olmadı. Bu düâ, (Umdet-ül-islâm) ve (Berekât) kitâblarında yazılıdır. (Tergîb-üs-salât) kitâbında ve (Kıyâmet ve Âhıret) kitâbı 155.ci sahîfesinde hadîs-i şerîf olduğu da bildirilmekdedir. Derdlerden, belâlardan, fitne ve hastalıklardan korunmak için, sabâh ve akşam, İmâmın bu sözünü hâtırlayarak, üç kerre okumalıdır. Âyât-i hırz [koruyucu âyetler da, okumalıdır.</p>
<p>54 � RÛHLARIN HÂZIR OLMASI HAKKINDA MEKTÛB</p>
<p>Bu mektûb, seyyid Abdülhakîm efendi �rahmetullahi aleyh� tarafından yazılmış olup, Evliyâ rûhlarının, her yerde yardıma geldiklerini bildirmekdedir.</p>
<p>İki cihân kardeşim Alî beğefendi!</p>
<p>Son mektûbunuzu aldım. İştibşâr etdim. Hayrlı düâlarıma selâmlarımı terdif etdim. Mektûbunuzun sonunda, pek edeble birşey soruyorsunuz.</p>
<p>Süâl: (Halebî) kitâbının tercemesi olan (Baba dağı)nda ve (Birgivî vasıyyetnâmesi)nde [ve (Bezzâziyye) fetvâsında (Bir kimse, Evliyânın rûhları, burada hâzırdır, dese kâfir olur) diyor. Hâlbuki, tesavvufcular arasında, (Pîrimizin rûhu hâzırdır, nâzırdır) sözü de meşhûrdur. Bu iki sözün arasını bulmak nasıl olur?</p>
<p>Cevâb: Efendim! Bu iki kitâbın dediği doğrudur. İki kitâb da kıymetlidir. Kâdî-zâde Ahmed Efendi �rahmetullahi teâlâ aleyh� (Birgivî vasıyyetnâmesi) şerhinde, (Ervâh-ı meşâyıh hâzırdır, bilirler dese kâfir olur dediler) sözünü açıklarken, (Zîrâ, rûhların hâzır olması gaybdır. Gaybe hükm etdiği için kâfir olur) diyor. Görülüyor ki, küfre sebeb olan şey, rûhların hâzır olacağına inanmak değil, rûhların hâzır olduğunu söylemekdir. Ya�nî rûhların hâzır olduklarını bilmediği hâlde, hâzırdır diyerek, gaybden haber verdiği için kâfir olmakdadır. Allahü teâlâ hâzırdır ve nâzırdır. Böyle olduğunu bildirmek için, Allahü teâlâ, her zemânda ve her yerde hâzır ve nâzırdır derler. Hâlbuki, Allahü teâlâ, zemânlı değildir ve mekânlı değildir. O hâlde, bu söz, görünüş üzere kalmaz, mecâz olur. Ya�nî zemânsız ve mekânsız, ya�nî hiçbir yerde olmıyarak, hâzırdır [ya�nî bulunur ve nâzırdır [ya�nî görür demekdir. Böyle olmazsa, Allahü teâlâyı zemânlı ve mekânlı bilmek olur.</p>
<p>Allahü teâlâ, hayy, alîm, kadîr ve mütekellim olarak ve sonsuz zemânlarda, hep hâzır ve nâzırdır. Hayât, ilm, kudret ve kelâm sıfatları zemânsız ve mekânsız olduğu gibi, hâzır ve nâzır olması da, zemân ile ve mekân ile değildir. Allahü teâlânın sıfatlarının hepsi böyledir. Böylece, hiçbirşey, Onun gibi değildir. Allahü teâlânın sıfatları, hep vardır. Önleri ve sonları, yokluk değildir. Meselâ, hâzırdır ve bu hâzır olmakdan önce, gâib değil idi. Bundan sonra, bir hayâtsızlık, ya�nî ölüm, câhillik olmıyacağı gibi, gâib olmak da, olmaz. Çünki sıfatları da, kendi gibi ezelî ve ebedîdir. Ya�nî, hep vardır. Hiçbir kimsenin sıfatları, Onun sıfatlarına benzemez.</p>
<p>Melekler ve Peygamberlerin �aleyhimüsselâm� ve Evliyânın rûhları ve sâlih mü�minlerin rûhları, herkim nerede ve ne zemânda ve her ne hâlde çağırırsa, orada bulunur, yardım ederler. Hızır aleyhisselâmın, sıkıntıda olanların imdâdına yetişmesi böyledir. Fahr-i âlemin �sallallahü aleyhi ve sellem�, ümmetinin her birine, hele ölüm zemânında, imdâda yetişmesi de böyledir. Azrâîl aleyhisselâm, rûh [cân almak için her ânda, her yere gelmesi de, böyledir. Her Mürşid-i kâmilin, talebesine yetişmesi de böyledir ki, bunlar zemânlı ve mekânlıdır. Ezelî ve ebedî olarak değildir. Devâmlı da değildir. Hâzır olmalarından önce, yok idiler. Bir zemân sonra da, oradan tekrâr yok olurlar. Allahü teâlânın hâzır olması ile, rûhların hâzır olması arasında çok fark vardır. Allahü teâlânın hâzır olması gibi, kimse hâzır değildir. Allahü teâlânın sıfatlarının hepsi de böyledir. Ne bir melek, ne bir nebî ve ne de resûl ve velî ve sâlih, cenâb-ı Hakkın hiçbir sıfatına ortak değildir.</p>
<p>Evliyâlık ilminin derecelerine yükselmemiş olana, büyüklerin rûhları, her nerede ve her ne zemân çağrılırsa, imdâda yetişir diye öğretilirdi. Rûh, orada hâzır olmadan önce, yok idi. Bir zemân sonra, orada yine bulunmaz. Cenâb-ı Hak, rûhların hâzır olduğu gibi hâzır olmaz. Çünki, böyle hâzır olmak, zemânlı ve mekânlıdır. Rûhlar da, Allahü teâlânın hâzır olduğu gibi hâzır olamaz. Çünki, cenâb-ı Hakkın hâzır olması, zemânlı ve mekânlı değildir, ezelîdir, ebedîdir.</p>
<p>(Birgivî vasıyyetnâmesi) ve benzeri kıymetli kitâblar demek istiyor ki:</p>
<p>Bir kimse eğer, benim üstâdım, dâimî ve ezelî ve ebedî olarak hâzır ve nâzırdır dese, kâfir olur. Fekat, bunlar diyor ki, Allahü teâlâ, benim üstâdımın rûhuna öyle bir kuvvet vermişdir ki, her nerede ve ne zemânda çağırır isem, imdâdıma hâzır olur.</p>
<p>Görülüyor ki, Fahr-i âlem �sallallahü aleyhi ve sellem�, yeryüzünün her tarafında, o zemândan bugüne kadar, ümmetinden herhangi biri ve hele, keşf, şühûd sâhibleri çağırınca, imdâdlarına yetişir. Hızır aleyhisselâmın rûhu, çağıranlardan ba�zılarının imdâdlarına geliyor. Melekler, rûh [can almak için, bir ânda, istediği zemânda ve yerde bulunuyor. Şâziliyye yolunun reîsi, Ebül-Hasen Alî Şâzilînin �kuddise sirruh� (Her ân ve zemân, Peygamberimizin �sallallahü aleyhi ve sellem� mubârek yüzü, gözümün önündedir) buyurduğu, (Mîzân-ı kübrâ)da yazılıdır.</p>
<p>[Evliyânın rûhları çağrılınca, işiteceklerini ve çağrılan yerde hâzır olacaklarını, Allahü teâlâ, birinci kısmın kırkaltıncı maddesi sonunda yazılı hadîs-i kudsîde açıkca bildirmekdedir.</p>
<p>Kitâbların yazdığı doğrudur. Fekat, tesavvufcuların sözü, başkadır. Ya�nî, Evliyânın rûhları, Allahü teâlâ gibi hâzırdır demek küfrdür. Allahü teâlânın âlim, kâdir ve mütekellim ve hâzır olması gibi, hiç kimse, âlim, kâdir ve mütekellim ve hâzır değildir. Allahü teâlânın ilmi ve hayâtı ve kudreti ve kelâmı ve hâzır olması ve başka bütün sıfatları, Allahü teâlâya yakışan bir hayât, ilm ve kelâm ve kudret ve huzûrdur. Mahlûkların hayâtı, ilmi ve kudreti ve kelâmı ise, kendileri gibi, sonradan olma ve zemânlı ve mekânlı ve çabuk geçip biten ve çeşidli şeylere bağlıdır. Bununla berâber, Peygamberler �aleyhimüsselâm� ve Evliyâ �aleyhimürrıdvân� ve âlimler �aleyhimürrahme� ve bütün mü�minler �esle ha-hümüllah� âlimdir, haydır, kâdirdir, hâzırdır ve mevcûddur denir. Bunlar, Allahü teâlânın âlim, hay, kâdir, hâzır ve mevcûd olması gibi demek değildir. Allahü teâlânın hâzır olması ile Evliyânın rûhlarının hâzır olması arasında, çok fark vardır. O kitâbların yazıldığı zemânda, câhil tarîkatcılar, böyle sözler söylüyordu. Kendilerini tesavvuf adamı göstermek için, pîrimiz hâzır ve nâzırdır diyorlardı. Din âlimleri, fıkh kitâblarını yazanlar, bu büyük günâhın yayılmaması için, böylece yazarak önlemişlerdir. Bununla berâber, bunlardan dahâ büyük olan din imâmlarımız, bu işi dahâ umûmî, dahâ etrâflı ve gereği gibi anlatmışdır. Allahü teâlânın sıfatlarına, kimse şerîk değildir. Bunların hepsi (Lâ ilâhe illallah) kelimesinin içine girmekdedir. Ya�nî, ilâh olmağa, ibâdet olunmağa hakkı olan kimse yokdur. Ancak, hiçbir sıfatında şerîki bulunmıyan Allahü teâlâ vardır. Bu ma�nâ iyi ve derin düşünülürse, iş kökünden çözülmüş olur.</p>
<p>Efendim! Bu cevâbı böyle uzun ve açık yazdım. Çünki, bu mes�ele, çok kimseleri şübheye düşürmüşdür. Tesavvuf büyüklerinin âlim olması lâzımdır ki, böyle şübheleri herkesin anlıyabileceği şeklde çözebilsin. Son zemânlarda, tekkeler câhillerin eline düşdü. Dinden, îmândan haberi olmıyanlara şeyh denildi. Din düşmanları da, bu şeyhlerin sözlerini, oyunlarını ele alarak, dîne hurâfeler karışmışdır, islâm dîni bozulmuşdur dedi. Hâlbuki tarîkatcıların sözlerini, işlerini, din sanmak, bunları tesavvuf büyükleri ile karışdırmak, çok yanlışdır. Dîni bilmemek, anlamamakdır. Dinde söz sâhibi olmak için, Ehl-i sünnet âlimlerini tanımak, o büyüklerin kitâblarını okuyup, iyi anlıyabilmek ve bildiğini yapmak lâzımdır. Böyle bir âlim bulunmazsa, din düşmanları, meydânı boş bulup, din adamı şekline girer. Va�zları ile, kitâbları ile, genclerin îmânını çalmağa saldırarak, milleti, memleketi felâkete götürür.</p>
<p>Gel aldanma bu dünyâya, sonu virân olur, birgün,<br />
senin bu sürdüğün demler, elbet yalan olur, birgün.</p>
<p>55 � İKİNCİ CİLD, 38. ci MEKTÛB</p>
<p>Bu mektûb, hâcı Muhammed Yûsüf Keşmîrî için yazılmışdır. Allah adamlarının gönlünde zerre kadar dünyâ düşüncesi olmadığı bildirilmekdedir:</p>
<p>Allahü teâlâya hamd olsun! Onun seçdiği kullarına selâm olsun! Kalbinde zerre kadar dünyâ sevgisi olan veyâ kalbinde dünyâ ile zerre kadar ilgisi bulunan yâhud kalbine zerre kadar dünyâ düşüncesi gelen kimseye Allahü teâlâyı tanımak nasîb olmaz. Böyle seçilmiş bir kimsenin zâhiri [ya�nî duygu organları ve düşünceleri, bâtınından [ya�nî kalbinden ve rûhundan çok uzak ve ayrıdır. Âhıretden dünyâya gelmiş, başkalarına fâideli olmak için, insanlar arasına karışmışdır. Bunun dünyâ işlerinden konuşması ve dünyâ işlerinin sebeblerine yapışması kötü değildir. Hattâ çok iyidir. Böylece, kul haklarını yerine getirmekde ve insanlara fâideli olmakda ve onlardan fâidelenmekdedir. Böyle kimsenin bâtını, zâhirinden dahâ iyidir. Arpa satanlar pazarında buğday satan kimse gibidir. Herkes onu, kendileri gibi buğday pazarında arpa satıcısı gibi sanırlar. Onun zâhirini de, bâtınından dahâ iyi bilirler. Zâhirde Allah adamı görünüyor, gönlü dünyâ iledir derler. A�râf sûresinin seksendokuzuncu âyetinde meâlen, (Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında sen hak olanı hükm et. Sen hükm edenlerin hayrlısısın!) buyruldu. Doğru yolda bulunanlara ve Muhammed Mustafânın �aleyhi ve alâ Âlihissalevâtü vetteslîmât� izinde olanlara selâm ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/gundem/cinler-hakkinda-2.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Cinler Hakkinda</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/cinler-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/cinler-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:03:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini bilgimizi yeniliyelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[Kimden: ramazan sucu
CİN HAKKINDA BİLGİLER
Aşağıdaki yazı, Osmânlı pâdişâhlarının otuzaltıncısı, sonuncusu, sultân Muhammed Vahîdeddîn hân �rahmetullahi teâlâ aleyh� zemânında, medresetülmütehassısînde tesavvuf müderrisi olan seyyid Abdülhakîm efendinin �rahmetullahi aleyh� (Keşkül) ismindeki kitâbından alındı. Keşkül basılmamışdır.
Cin var mı, diye soranlara, acele cevâb vermek îcâb eder. Çünki, Cinnin var olmasında şübhe etmek, pek tehlükelidir. Cevâb olarak, islâm âlimlerinin sağlam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimden: ramazan sucu<br />
CİN HAKKINDA BİLGİLER<br />
Aşağıdaki yazı, Osmânlı pâdişâhlarının otuzaltıncısı, sonuncusu, sultân Muhammed Vahîdeddîn hân �rahmetullahi teâlâ aleyh� zemânında, medresetülmütehassısînde tesavvuf müderrisi olan seyyid Abdülhakîm efendinin �rahmetullahi aleyh� (Keşkül) ismindeki kitâbından alındı. Keşkül basılmamışdır.<span id="more-314"></span></p>
<p>Cin var mı, diye soranlara, acele cevâb vermek îcâb eder. Çünki, Cinnin var olmasında şübhe etmek, pek tehlükelidir. Cevâb olarak, islâm âlimlerinin sağlam kitâblarından çıkardığım, aşağıdaki bilgileri, dikkatle ve insâf ile okumak ve doğru düşünerek, anlamak lâzımdır.</p>
<p>Cin, cinnet, cinân, Cennet, cenân ve cenîn gibi C ve N harflerinden meydâna gelen kelimeler (örtülü) demekdir. Cennet denilen yer, meyveler, çiçekler, kokular ile örtülü olduğundan, bu ism verilmişdir. Delilere, mecnûn denilmesi de, aklının örtülü olduğu içindir. Geceye (Cünn-i leyl) denir. Çünki, karanlık, gün ışığını örtmüşdür. Cin denilen mahlûklar da, gözümüzden örtülü olduğu için, cin denilmişdir. Cin kelimesi, Cinnî isminin cem�idir. Cin, cinnîler demekdir. Peri, fârisîde, cin demekdir.</p>
<p>Mahlûklar, görülen, görülmiyen diye iki kısmdır. Ayrıca, mekânsız, madde olmıyan mahlûklar da vardır. İmâm-ı Mâverdî diyor ki, (Cin, dört ana maddeden yapılmışdır: Su, toprak maddeleri, havadaki gazlar ve ateş. Bunlardan ateş; alev, ışık ve dumandır. Mâric denilen, alev kısmından yaratılan cinnîlerin mü�minleri, kâfirleri, fâsıkları vardır). Bugünkü fen bilgimize göre, bu dört ana madde, yüzbeş elementden (basît cismden) meydâna gelmekdedir. Şu hâlde bütün mahlûklar, elementlerden yapılmış olup, enerji (kudret) taşırlar. Normal fizik şartlarında, katı ve sıvı (mâyı�) hâlinde bulunan varlıkları ve renkli gazları görebildiğimiz için bunlardan yapılmış cismler görünür. Meselâ insanda katı maddeler ve su çok (yüzde yetmişden fazla) bulunduğundan, insan görünüyor. Otlar ve bütün hayvanlar da böyledir.</p>
<p>Cinnîler, havadan ve nârdan [ya�nî ateşden meydâna gelmişdir. [Ateşin alev kısmı görünmez, içindeki katı zerreler, sıcakda ışıklandığı için, parlak görünüyor. Bunun için, cin de görünmez.</p>
<p>Alev iki kısmdır: Biri zulmânî [görünmiyen, ikincisi nûrânî [bu da görünmez. Zulmânî olandan cin, nûrânî olandan ise melekler yaratılmışdır. İnsanlar, toprak maddelerinden yaratıldığı hâlde, Allahü teâlâ, bu maddeleri organik ve organize hâle, et ve kemiğe çevirdiği gibi, meleklerde ve cinde alev şekli değişerek, onlara mahsûs latîf, her şekle dönebilen bir hâle gelmişdir.</p>
<p>Cinnin ta�rîfi şöyledir: Cin ya�nî peri, ateşin alev kısmından yapılmış cismler olup, her şekle girebilirler.</p>
<p>Melekler ise, nûrânî cismlerdir. Muhtelif şekllere girebilirler. Melek ile cin, yaratılış bakımından birbirine yakındır. Melekler, muhteremdir, kıymetlidir. Cin, hakîrdir, kıymetsizdir. Melekde, nûr [ışık kısmı, cinde ise, alev maddesi fazladır. Elbette nûr, zulmetden efdaldir. Meleklerin, cinnîlere yakınlığı, insanın hayvana yakınlığı gibidir. İnsanların üstün olanları, melekden kıymetli, cin de hayvandan kıymetlidir.</p>
<p>İslâm âlimlerinin çoğu, meleklere cism dedi. Doğrusu da öyledir.</p>
<p>Meleklerin varlığına inanmıyan kâfir olur. Cism olduklarına inanmıyan kâfir olmaz, bid�at sâhibi olur.</p>
<p>Cinnin varlığına da inanmıyan kâfir olur. Eski felsefecilerden bir kısmı, Kaderiyye [ya�nî mu�tezile fırkasının çoğu ve zındıklar, Cin ve şeytânlara inanmadı. Cin, zekî, dâhî insan demekdir. Şeytânlar da, kötü kimseler demekdir dediler. Din kitâblarını okumıyan ve islâm âlimlerinin sözlerini bilmiyen, elbette inanmaz. Fekat, Kur�ân-ı kerîmde açıkça bildirildiği hâlde ve islâm büyüklerinin kitâbları dolu olduğu hâlde, Kaderiyye fırkasının inanmaması, şaşılacak şeydir. Çünki bunlar, Kur�ân-ı kerîme uyduklarını söylüyor. Demek ki, bu kadar uymakdadırlar. Hâlbuki, Cinnin var olması, akla uymıyan birşey değildir. Ya�nî aklın red edeceği birşey değildir. Çünki, Allahü teâlânın kudretinin yapamıyacağı birşey değildir. Bugün fen adamları, akl ve din sâhibleri, aklın imkânsız demediği şeyleri red etmiyor. Kur�ân-ı kerîmde bildirilen şeylere, kelimenin açık ve meşhûr ma�nâlarını vermek lâzımdır. Şeyh-i ekber [Muhyiddîn-i Arabî �kuddise sirruh�, Cinnin var olduğunu, şu âyet-i kerîmeler ile gösteriyor:</p>
<p>1 � Zâriyât sûresinin ellialtıncı âyetinde meâlen, (İnsanları ve Cinnîleri ancak, beni bilip itâ�at, ibâdet etmeleri için yaratdım) buyruluyor.</p>
<p>2 � Errahman sûresi, yetmişdördüncü âyetinde, Cinnin Cennete gireceği bildiriliyor.</p>
<p>3 � Errahman sûresinin otuzbirinci âyetinde (Sekalân) buyuruyor ki, (Ey insanlar ve cinnîler!) demekdir. Resûl-i sekaleyn, müftîyüssekaleyn, gavsüssekaleyn [ya�nî, insanların ve cinnin Peygamberi, müftîsi, velîsi gibi ismler de, cinnin varlığını göstermekdedir.</p>
<p>Kitâblı kâfirlerin hepsi, ateşe tapanlar, puta tapanlar, budistler, müşrikler ve Yunan felesoflarının çoğu ve tesavvuf büyükleri cinnin var olduğuna inanıyor. Süleymân aleyhisselâmın vak�ası da, cinnin varlığını göstermekdedir.</p>
<p>Cinnîleri anlatan âyet-i kerîmelere, akllarına göre, başka ma�nâ verenler mürted olur. (Milel-nihal) kitâbında ve imâm-ı Muhammed Birgivînin �rahmetullahi aleyh� yazdığı (Tarîkat-i Muhammediyye) kitâbındaki fetvâ ve (Akâ�id-i Nesefî) şerhindeki açıklama, mürted olacaklarını bildirmekdedir. Fetvâ şudur:</p>
<p>(Kur�ân-ı kerîmin âyetlerine, kelimelerin açık, meşhûr ma�nâları verilir. Bu ma�nâları değişdirerek, bâtınîlere [İsmâ�îlîlere uyanlar kâfir olur).</p>
<p>Kul-e�ûzü sûresi ve Cin sûresi, cinnin varlığını açıkca haber vermekdedir.</p>
<p>[Bilgileri noksân ba�zı kimselerin, cinnîleri hayâl (illüzyon) sanarak, yok demeleri kıymetsizdir. Korkudan, göz önünde hâsıl olan hayâller, elbette yokdur. Fekat, bu hâyalleri cin sanmak, cinden haberi olmamak demekdir. Birşeye yok diyebilmek için, o şeyi tanımak, kavramak lâzımdır. Tanımadan yok demek, çocukca lâf olur. Bu gibilere, ilm adamı demek, yersiz olur. Bütün Peygamberlerin haber verdiği ve hele, Peygamberlerin en üstününün �aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât� çeşidli zemânlarda haber verdiği bir bilgiye, akla, tecribeye dayanmadan, zan yolu ile, çala kalem yok demek, ilm adamına yakışır bir şey değildir. Cinne, meleklere, Cennete, Cehenneme hattâ Allahü teâlâya inanmıyanların biricik sözleri, (Kim gitmiş, kim görmüş. Var olsalardı görürdük. Görülmiyen şeye inanmak, abdallık olur) demeleridir. Gözün akla değil, aklın göze bağlı olması lâzım sanıyorlar. Hâlbuki akl, duygu organları üstünde bir kuvvetdir ve his edilen şeylerin doğrusunu, yanlışını ayıran bir hâkimdir. İnsanlar, göze tâbi� olsaydı, insanlık şerefi, gözün kuvveti ile ölçülseydi, kedi, köpek ve fârenin insandan dahâ şerefli, dahâ kıymetli olması lâzım gelirdi. Çünki, bu hayvanlar, karanlıkda da görüyor, insan ise göremiyor. O hâlde, göremediğine inanmak istemiyen kimse, insanlığı, hayvandan aşağı düşürmekdedir. Demek ki, his organlarımız, aklın uşakları, âletleridir. Kumandan, hâkim, akldır. Akl, görünmiyen, duyulmıyan şeyleri red etmediği gibi, yokluğu isbât edilemiyen ve anlaşılamıyan şeylere de yok demez. Bunlara yok demek, akla uygun bir söz olmaz.<br />
Cinnin varlığı, dînin açıkca bildirdiği birşey olduğundan, inanmıyan müslimânlıkdan çıkar, hiçbir ibâdeti kabûl olmaz.</p>
<p>Cinnin insanlara zarar verdikleri, yardım etdikleri, insanları isteklerine kavuşdurdukları, çeşidli zemânlarda, birçok müslimân ve kâfirler tarafından görülmüş ve haber verilmişdir. Buna karşılık, inanmıyanlar, pek azdır. Ya�nî yalnız felesof taklîdcileri ve tıb diploması alan birkaç kimsedir. Eski tecribeli doktorlar ve şimdi, tıbbı zevk edinip ihtisâs kazananların çoğu, yok deyip geçemiyor, müslimânlara uyuyorlar. İslâm âleminin en büyük doktoru olan İbni Sînâ, Yunan felesoflarının te�sîri altında kalıp, islâmiyyetden bir nasîb alamadığı hâlde, (Kanûn) ismindeki kitâbında, Sar�a hastalığını anlatırken, Cinden bahs etmekdedir. Meselâ diyor ki, (Hastalıklara birçok maddeler sebeb olduğu gibi, cinnin hâsıl etdiği hastalıklar da vardır ve meşhûrdur).</p>
<p>[Cin hakkında bilgi, her Peygamberin kitâbında vardı. Süleymân aleyhisselâmın emri ile iş görürlerdi. İdrîs �aleyhisselâm� diri olarak Cennete çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadı. Resmini yapıp seyr eyledi. Dahâ sonra gelenler, bu resmleri tanrı sandı. Çeşidli heykeller de yapılıp tapıldı. Böylece putperestlik meydâna çıkdı. Peygamberimizden �sallallahü aleyhi ve sellem� bin sene önce, Hicazdaki Huzâ�a hükûmetinin reîsi olan Amr bin Luhay, puta tapınmak dînini Şâmdan Mekkeye getirdi. Putlara tapanlar, putlardan ses işitirdi. Cin, putun, ya�nî heykelin içine girip söylerdi. Peygamberimizin �sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem� dünyâya teşrîf etdiği, islâmiyyetin başladığı, birçok putlardan işitilmişdi. Bu sözlerle, çok kimselerin müslimân olduğu, (Mir�ât-i Mekke) târîh kitâbında uzun yazılıdır. Şeytânlar, diri insanın içine de girer. İnsanın his ve hareket sinirlerine te�sîr ederek, hareket ve ses hâsıl ederler. İnsanın, bu kendi söz ve hareketinden haberi olmaz. Böylece vaktîle Romada ve Peştede, son zemânlarda Adanada konuşan çocuk ve hastalar görülmüşdür. Bunları konuşduran cin, uzak memleketlerdeki veyâ eski zemânlardaki şeyleri söylediklerinden, ba�zı kimseler, bu çocukların iki rûhlu olduğunu veyâ başka insanın rûhunu taşıdığını, ya�nî tenâsüh sanmışdır. Böyle zan etmenin yanlış olduğunu, dînimiz açıkca bildirmekdedir. Eskiden kâhinler, cinnîlerden ba�zı şeyler işiterek falcılık yapardı. Bunun için, puta tapanlar, cinnin varlığına inanır ve cinden korkardı. Cinnin var olduğunu, müslimânlar, putperestlerden işiterek öğrenmedi. Kur�ân-ı kerîmden ve Muhammed aleyhisselâmdan öğrendi. Müslimânlar, puta tapanlar gibi, cinden korkmaz. Muhâfaza melekleri, insanları cinden koruduğu gibi, âyet-i kerîme ve düâ okuyup, Allahü teâlâya sığınanlara da birşey yapamazlar<br />
İnsanlar, ilk olarak, toprakdan yaratıldığı gibi, cin de, alevden yaratıldı. Cin de, erkek ve dişi olur. Evlenmeleri, evleri, yimeleri, içmeleri, üremeleri, ölmeleri hakkında ve Muhammed aleyhisselâmın onlara da Peygamber olduğu, Kur�ân-ı kerîmi dinledikleri, Mekke-i mükerremede ve Medîne-i münevverede toplandıkları ve Resûl-i ekremin �sallallahü aleyhi ve sellem� onlara Kur�ân-ı kerîm okuduğu, ibâdet etdikleri, sadaka verdikleri, iyi işlerine sevâb verildiği, cin kâfirlerinin Cehenneme gireceği, mü�minlerinin Cennete gireceği ve Cennetde Allahü teâlâyı görecekleri, Cinnin arkasında nemâz kılanın nemâzının sahîh olup olmıyacağı, Cum�a ve cemâ�atler onlar ile de olup olmıyacağı ve nemâz kılanın önünden geçmeleri câiz olduğu, çeşidli kitâblarda yazılıdır. İnsanın cin ile evlenmesinin câiz olduğu, cinnin insan kadınına te�arruz edince gusl abdesti lâzım olduğu, cin ile insan arasında hâsıl olan çocuğun nasıl olacağı [Belkıs gibi, Cinnin kesdiği hayvanın yimesi câiz olduğunu, cinnîlerin insan âlimlerine süâl sorup fetvâ aldıklarını, insanlara va�z etmelerini, insanlara şi�r söyleyip insanların işitmesini, insanlara, hastalık tedâvîsi, ilâc öğretdiklerini, insandan korkduklarını, insanlara itâ�at etdiklerini bildiren, âlimlerimizin çeşidli yazıları vardır. Bu kitâblar, cinnin varlığını göstermekdedir. Cinnîlerin insanlara olan zararlarına karşı tedbîr alınması, cinnin zararına karşı korunulması, cinnîlerin küçükleri yükseklerine ita�at etdikleri, insanların iyiliklerine karşı iyilik yapdıkları, kötülüğe karşı kötülük ve zarar yapdıkları, sar�a hastasının bedenine girip, hastanın hareketleri ve işlerinin, cinnin hareketi ve işi olduğu, böyle hastanın tedâvîsinde cin ile sorgu, süâl, cevâblaşma olduğu, cinnin insanlarla alay etdikleri, cinnin insan gibi, nazarları değeceği, cinnin harb etdikleri, bilhâssa Ramezân ayında azdıkları, cinnin insanlarla ibâdet etdikleri, cinnin, hadîs-i şerîflerin sahîh olup olmamasında insanlarla müzâkerede bulunmaları, Server-i âlemin �sallallahü aleyhi ve sellem� Ümm-i Ma�bedin çadırında müsâfir olduğunu Mekke ehâlisine haber vermeleri, Ümm-i Ma�bedin müslimân olduğunu haber vermeleri, Bedr muhârebesini haber vermeleri, geçmiş şeyleri cinden sormak câiz olduğu, ileride olacak şeyleri sormak câiz olmadığı, müezzinlerin ezânlarına, kıyâmetde, cinnîlerin şâhid olacakları, Ebû Ubeyde ve arkadaşları vefât edince, cinnîlerin ağlayıp mâtem etdikleri, Ömer �radıyallahü anh� vefât etdiği zemân, mersiye okudukları, Osmân �radıyallahü anh� şehîd olunca, ağlayıp inledikleri, hazret-i Alînin �radıyallahü anh� şehîd olduğunu haber verdikleri, Hüseyn �radıyallahü anh� şehîd olunca ağlayıp, bağırdıkları ve başka Sahâbîler şehîd olunca bildirdikleri, Ömer bin Abdül�azîzin vefâtını haber verdikleri, imâm-ı a�zam Ebû Hanîfenin ve imâm-ı Şâfi�înin �rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma�în� vefâtlarında ağladıkları, cinnin insan kalbine vesvese getirdiği ve dahâ pekçok meşhûr vak�a ve işler kıymetli kitâblarda yazılıdır. Bunların hepsi, cinnin varlığını göstermekdedir. [Keçi, yılan, kedi şekline girdikleri çok görülmüşdür. Mikrop şekline de girip, insanın damarlarında dolaşırlar.</p>
<p>Cinnîler yir, içer. Peygamberimiz �sallallahü aleyhi ve sellem�; (Sağ el ile yiyiniz, sağ el ile içiniz! Çünki, şeytân, sol eli ile yir ve sol eli ile içer!) buyurdu. Şeytânların hepsi kâfirdir. İnsanları aldatmağa uğraşırlar. İbâdetleri unutdurup, günâhları iyi gösterirler. Nefsin arzûlarını kızışdırırlar. Şeytânlar da, ateş ile havadan yaratılmışdır. Fekat cinde hava, şeytânda ateş fazladır. Cin ve şeytânlar, en ufak yerden geçerler, insanın içine, damarlarına girerler.</p>
<p>(Aynî târîhi)nde diyor ki, (Cinnîlerin sayısı, insanların on katından fazladır. Şeytânların sayısı, bu ikisinin on katlarından fazladır. Meleklerin sayısı da, bu üçünün sayılarının, on katından dahâ çokdur). [(Buhârî) şârihlerinden Mahmûd bin Ahmedin (Aynî târîhi) ondokuz cilddir. Her insanın yanında, kâfir bir cinnî arkadaşı vardır. Fekat, melekler, insanları bunların kötülük yapmalarından korur. Cinden, Peygamber olmadığı (Eşbâh)da yazılıdır. Muhammed aleyhisselâmdan önce, cinnîlere Peygamber gelmediğini, imâm-ı Mukâtil bildirmekdedir.</p>
<p>(Eşbâh) kitâbının sâhibi, bunun ikinci kısmında ve imâm-ı Hamevî �rahmetullahi teâlâ aleyhimâ�, bunun hâşiyesinde diyor ki: İlk insan toprakdan yaratıldı. Bütün insanların bedenleri toprak maddelerinden meydâna gelmekdedir. Fekat insanlar, etdir, kemikdir. Toprak değildir. Cin de, ateşden meydâna gelmiş ise de, ateş ve hava değildirler.</p>
<p>(Kurtubî tezkiresi)nde buyuruyor ki, (Cinnin ölümü, yerde gâib olmakdır. İhtiyârları, gençleşmeyince ölmez. Ölecekleri zemân, çocukluk hâline döner ve yerde gâib olurlar. Cin üç sınıfdır: Bir sınıfı, rüzgâr ve hava gibidir. Bir kısmı yerdeki böcek ve hayvancıklar gibidir. Birinci kısmda, altmışsekizinci maddeye bakınız! Bir kısmı da emrlerle, ibâdetle vazîfelidir. Bunlara hesâb ve azâb vardır).</p>
<p>Seyyid Ömer �rahmetullahi teâlâ aleyh� diyor ki, bana bir cin kızı geldi. Benimle evlenmek istedi. Şemseddîn Hanefîden sordum. Hanefî mezhebinde câiz değildir dedi. Böyle söyledim. Beni aldı. Yer altına, evlerine götürdü. Büyüklerine söyledi. Büyükleri dedi ki, seyyid Şemseddînin cevâbı başımızın üstündedir. Fekat, cinnin insan ile evlenmesi, Şâfi�î mezhebinde câizdir. Biz Hanefî değiliz, Şâfi�îyiz.</p>
<p>İnsanların çoğalması, menî iledir. Cinnin çoğalması ise gaz (hava) iledir. Ya�nî erkekden dişiye bir gaz geçerek bundan, yavru hâsıl olur. Bundan anlaşılıyor ki, insan ile cin evlenmesi, hayâl iledir. Hakîkî evlenmek olmaz. Fekat, âlimlerden çoğu, hakîkî evlenmek olmakdadır dedi ve gusl abdesti lâzım olur ve Belkıs, insan ile cin arasında hâsıl olmuşdur dediler. [Cin, insan şekline girip evlenmekdedir.</p>
<p>İnsan, cinni ve şeytânları, uyanık iken ve rü�yâda görebilir. Çünki, onlar her şekle girebilir. Çok güzel sûretlere girerler. İhtilâma sebeb olurlar. Peygamberlerden �aleyhimüsselâm� ve Evliyâdan çoğu şeytânı görmüş ve konuşmuşdur. Her ne şeklde olursa olsun, cinni gören kimse, hep ona bakarsa cin şeklini değişdiremez. Gözden kaçamaz. Ona sorup cevâb alınabilir. Bir ân başka tarafa bakılırsa, hemen kendi şekline girip gayb olur. İmâm-ı Şâfi�î �rahmetullahi aleyh�, (Cinni kendi şeklinde gördüğünü iddi�â eden kimsenin şâhidliği kabûl olmaz!) buyurdu. Çünki, hayâli kuvvetli olanlar, bulunmıyan şeyleri görüyorum sanır. Hayâlleri [illüziyonları birşey sanır. Sihr yapılmış kimseler de, böyle hayâller görüp, bunları cism zan eder. Hayâli fazla olanlara, çirkin şeyler güzel görünür. Çirkin tarafları görünmez. Dünyâya düşkün olanlara, dünyânın herşeyi böyle görünür. Çirkinlikler, güzel görünür. Fekat uyanık olanlar, keskin görüşlüler, herşeyin doğrusunu görüp aldanmaz.</p>
<p>İnsanın cin ile tanışması, arkadaş olması, kıymetli birşey değildir, zararlıdır. Onlarla konuşmak, fâsık insanla arkadaşlık etmek gibidir. Onlarla tanışan kimse, fâide görmemişdir. Muhyiddîn-i Arabî �kuddise sirruh� (Fütûhât) kitâbının ellibirinci bâbında buyuruyor ki: (Hiçbir insan, cinden Allahü teâlâya âid bir bilgi edinmemişdir. Çünki, cinnin din bilgileri pek azdır. Onlardan dünyâ bilgileri edineceğini sanan kimse de, aldanmakdadır. Çünki, fâidesiz şeyle vakt geçirmeğe sebeb olurlar. Onlarla tanışanlar, kibrli olur. Hâlbuki, Allahü teâlâ, kibrli olanı sevmez). (Reşehât)da molla Câmî hazretlerinin halîfesi, Abdülgafûr-i Lârî, Muhyiddîn-i Arabînin bir risâlesinde şöyle buyurduğunu bildiriyor: (Cinnin ilk babaları İblîs değildir. İblîs, cin tâifesindendir. Cin, ateş ve havadan yaratıldığı için çok latîfdirler. Çabuk hareket ederler. İnsan bunlara hafîf çarpınca, hemen ölürler. Bunun için, ömrleri kısadır. Din bilgileri azdır. Kibrli olduklarından, birbirleri ile, hep mücâdele, muhârebe ederler. Ateşden müte�essir olmazlar. Cehennemlik olanları, Zemherîrde, ya�nî soğuk Cehennemde azâb göreceklerdir. İblîs ve çocukları, hak ve sevâb olan iyi şeyleri yapmağı da insana hâtırlatırlar. Fekat, bunları yaparken, nefsde ucb, riyâ hâsıl olarak veyâ farzın kaçırılmasına sebeb olarak, insan çok günâha girer). Cin ile tanışmağa özenmemeli, Evliyâ-i kirâmın rûhâniyyetlerinden istifâde etmeğe çalışmalıdır. Evliyânın rûhları, görünmeden de, kendi beşerî şeklinde görünerek de, sevdiklerine fâide verir ve belâlardan korur. Onları tanımağa, sevmeğe ve sevilmeğe uğraşmalıdır.</p>
<p>Hadîkat-ün-nediyye)de, bütün bedenin âfetlerini bildirirken, yazılı olan hadîs-i şerîfde buyuruluyor ki, (Tetayyur eden ve tetayyur olunan ve kâhinlik yapan ve kâhine giden ve sihr, büyü yapan ve yapdıran ve bunlara inanan, bizden değildir. Kur�ân-ı kerîme inanmamışdır). Tetayyur, uğursuzluğa inanmakdır. Kâhinlik, cinden bir arkadaş edinip, olmuş ve olacak şeyleri ona sorup, ondan öğrenmek ve bunları başkalarına bildirmekdir. Cinle tanışan falcılar ve yıldıznâmeye bakıp, sorulan herşeye cevâb verenler böyledir. Bunlara ve büyücülere gidip, söylediklerine, yapdıklarına inanmak, ba�zan doğru çıksa bile, Allahdan başkasının herşeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfr olur. ( devamı var)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/cinler-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tefsirden Din Ogrenilmez</title>
		<link>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/tefsirden-din-ogrenilmez.html</link>
		<comments>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/tefsirden-din-ogrenilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2008 19:00:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>adol77dai51</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini bilgimizi yeniliyelim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ziyaettintokyay.com/?p=311</guid>
		<description><![CDATA[Kimden: ramazan sucu
Soru:Tefsirden mealden din öğrenmeye kalkışmayın bu mümkün değil deniyor.Kaş yapalım derken göz çıkar deniyor.Peki biz dinimizi nereden öğreneceğiz?
CevapİFıkıh ,tefsir,hadis ilimlerinde ve tasavvuf ilminde çok derin alim olan 100 den fazla kıymetli kitap yazmış bulunan Abdulgani nablusi Hz.leri konu ile ilgili olarak buyuruyorki;
FIKIH bilgileriniderin alimler kuranı kerimden ve hadisi şerifden çıkarmışlardır.Bunun için din bilgilerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimden: ramazan sucu</p>
<p>Soru:Tefsirden mealden din öğrenmeye kalkışmayın bu mümkün değil deniyor.Kaş yapalım derken göz çıkar deniyor.Peki biz dinimizi nereden öğreneceğiz?<br />
CevapİFıkıh ,tefsir,hadis ilimlerinde ve tasavvuf ilminde çok derin alim olan 100 den fazla kıymetli kitap yazmış bulunan Abdulgani nablusi Hz.leri konu ile ilgili olarak buyuruyorki;<span id="more-311"></span><br />
FIKIH bilgileriniderin alimler kuranı kerimden ve hadisi şerifden çıkarmışlardır.Bunun için din bilgilerini ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir.Müçtehid olmayanların tefsirden fıkıh bilgis, öğrenmesi imkansızdır.Cehenneme gidecekleri hadisi şerif ile bildirilen 72 sapık fırka kuranı kerimden yanlış mana çıkardıkları için sapıttılar.Alimler sapıtınca diğerlerinin tefsir okuması felaket olur.Kuranı kerimin hakiki manasını öğrenmek isteyenEhlisünnet alimlerinin kelam fıkıh ve ahlakmkitaplarını okuması lazımdır.<br />
Fıkıh ilmi insanın yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir.Fıkıh bilgileri kitap sünnet icma ve kıyasdan çıkarılır.Dinin emirlerini bilen müçtehid alimlere Fakih denir.<br />
Bir kimse kuranı kerimi i,htiyaç miktarı ezberledikten sonra (enaz namaz kılack kadar)Fıkıh la meşgul olmalıdır.Çünkü kuranın tamamını ezberlemekfarzı kifaye fıkıhın kendisine lazım olanını ezberlemek farzı ayndır.Dinimiz fıkıh ilmine çok önem vermiştir.Hadisi şerifte en kıymetli ibadet FIKIH ilmidir buyurulmuştur.İman itikat bilgilerini anlatan ilme kelam ilmi denir.alimlei ve ilmi çok büyüktür.Akaid kitaplarıda denir.amel edilecek beden ile yapılacak bilgileri anlatan ilmede ilmi fıkıh denir.4 mezhebin kelam kitapları aynı olup. Fıkıh kitapları n aslı 4 dür .Fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkca anlatan kitaplara ilmihal denir.(kitap tanıtımında ilmihallerle ilgili ayrıtılıbilgi verilmiştir lütfen oradan okuyunuz)<br />
Soru:Bir din kitabın muteber olup olmadığı nasıl bilinir.<br />
Cevap:Günümüzde müçtehid,muhaddis,müfessir bulunmadığı için yazılan bir kitabın muhakkak muteber kitaplardan nakledilmiş olması gerekir. Kuranı kerimde ve hadisi şeriflerde manaları açık olmayan yerlerden bidad sahipleri yanlış tevil ederek yanlış mana çıkarmışlardır.Halbuki mektubatı rabbanideki hadisi şerifde kuranı kerimden kendi aklına göre ve bilgisine göre mana çıkaranların din büyüklerinin peygamber efendimizden ve eshabı kiramdan alarak yaptıkları tefsire aykırı tefsir yazanların müslümanlıkdan çıkacağı bildirilmektedir.Berikadaki hadisi şeriflerde buyurulduki(Kuranı kendi görüşüne göre açıklayan DOĞRU OLSA BİLE muhakkak hata etmiştir. nesai)(Kuranı kerime EHLİYETİ olmadan mana veren cehennemde azab görür. tirmizi)Hadisi şerifdende anlaşılacağı gibi bir kimse ehliyeti olmadan mana verse bile hata edmiş olur.<br />
Hadisssi şerifleri ve ayeti kerimeleri hadis kitaplarından ve direk kuranı kerimden değil hakiki islam alimlerinin kitaplarından alarak nakletnek gerekir.Böylece nefs de aradan çekilmiş olur.Nefs pay alamayacağından gururdan kibirden nisbeten kurtulunur.Gerçek islam alimleri hocamdan işittimki hocam buyurduki diye başlarlar.Hekez hocasını söyleyincede rivayetler peygamberimize kadar gider dine ekleme çıkarma yapmaktan kurtulunmuş olur.İmamı azam 800.000 meseleyi çözmüştür.<br />
Eshabı kiramın hepsi birer müçtehid olduğu için bizim gibi müçtehid olmayan kimseler. bunlardanda nakil yapamaz.Mesela Hz.Alinin veya Hz.ömerin bu hususdaki hükmü şudur bizde öyle yaparız demek caiz olmaz.Çünkü onların hükmü kendileri için muteberdir.Eğer bir sahabinin bildirdiği hüküm mezhebimizdede varsa uyabiliriz.Kısacası biz mezhebimizin hükmüne uyarız.Diğer mezheplerdeki hükümlere ancak ihtiyaç halinde uyarız.Bununda usulü vardır .zaruret olursa uyulur.ihtiyaç ve zaruret farklıdır.uyulurkende bazı kaideler vardır onlara dikkat etmek şartı ile uyulur .aksi halde yanlış yaparız.işte fıkıh öğrenmek ilmihal okumak bunun için en büyük ibadet olmuştur.Haramlardan sakınmak ibadet etmekden önce gelir.Mesela seferde güçlük halinde öğle ile ikindiyi akşam ile yatsıyı birleştirerek kılabiliriz.Ama şartları kaideleri var.çünkü Çeşitli muteber kitaplardaki hadisi şerifler alimler arasındaki fıkhi ayrılığın RAHMET olduğu bildirilmiştir.Oyüzden islamiyet kolaylık dini denmiştir .Ama bu kolayına geleni yapmak değil mezhep imamlarımızın daha önce açıklanmış olan nice özellikleri kendisinde toplayıp akıllara durgunluk verecek ilimleri sayesinde dini kaidelere uyarak islamiyetin ayet ,hadis ve peygamberimizin uygulamalarından her mezhep imamımızın çıkarmiş olduğu kaidelere uygun olrak yapmaktır.</p>
<p>Hadisi şşerifleri her okuyan anlayabilirmi:İyi bilinmelidirki hiç bir hadis kitabında uydurma hadis olmaz.Çünkü Ehli sünnet alimleri uydurma hadis nakletmenin vebalini çok iyi bilirler.Hadis bir ilimdir.o hadiste kastedilen mana nedir?Bilmeden hemen uydurma demek o hadis alimine büyük bir iftira olur.Mesela (Cimri çok ibadet etsede cennete girmez.Cömert çok günah işlesede cehenneme girmez.)hadisi şerifine bakan birisi demek namaza oruca imana ihtiyaç yok,cömert oldukmu cennete gideriz zannedebilir.Alimlerimiz bu hadisi şerifi şöyle açıklıyor.Cömerdin imanı yoksa ebedi olarak cehennemde kalır.İmanı varsa sevapları fazla ise cennete girer.Cimri cennete giremez demek hiç girmez demek değildir.(cimri günahının cezasını çekmedikçe cennet giremez)demektir.Hatta sevabı çoksa cehenneme girmedende cennete girebilir.Şartsız bildirilenleri şartlı anlamalıdır.<br />
Ana babasını razı eden cehenneme girmez.incitende cennete gigmez.Hadisi şerifide böyledir.Müslümanda bulunması gereken şartlar varsa o zaman cennete girer.Dine atkırı işlerde ana babanın verdiği emre uyulmaz.<br />
Yetim malı yiyen cennete giremez hadiside böyledir.Komşusu aç iken tok yatan mümin değildir hadiside böyle.İki rekat kuşluk namazı bir hac ve umreye bedeldir. hadisi şerifindeki hacda elbetteki nafile hacdır.<br />
Abdest alanın bütün günahları affolur hadisindede maksad küçük günahlar ve tövbe edilmiş günahlardır.Büyük günahlar ve kul hakları ödenmedikçe af edilmez.<br />
Deve eti yemek abdesti bozar(müslim,ebu davud,tirmizi)Halbuki deve eti yemek yalnız hanbelide bozar.<br />
Ateşte ısınmış bir şeyi yiyip içmek abdesti bozar.(müslim .tirmizi,nesai)Halbuki hiç bir mezhepte bozmaz.Kütübü sitte denilen 6 kıymetli hadis kitabında n 5inde mevcuddur.Hiç bir hadis alimi bu hadise uydurma dememiştir.Bu hadisi şerifin açıklaması mizanul kübra kitabında vardır.<br />
ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulur.hadisindede halbuki hanefide bozmaz diğer üç mezhepte bozar.işte fıkıh ilmi bunun için önemlidir.Ehli sünnet alimlerinin açıklamaları bunun için önemlidir.Bir mezhebe tabi oluup onun inceliklerini bilmek bunun için önemlidir.Buna benzer hadisi şerifler çoktur.<br />
Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulmaz.çünkü oda vucuddan bir parçadır.hadisindede durum aynıdır.<br />
Eli ile ön avretine dokunanın abdesti bozulur(hakim) hadisi şerifinde ise avret yerine dokunursa deniyor.Kadınmı erkekmi elin içi ilemi dışı ilemi bunlar açık değildir.Halbuki hanefide erkek ve kadın bildirilen yere dokununca bozulmaz.Fakat şafide ise elin içi ile değince bozulur.<br />
Başkasına hatta erkek veya kız kendi bebeğininkine deysede bozulur.Malikide ise erkeğin bozulur.Hanbelide ise her halukarda bozar.<br />
Bu hükümleri bizim hadisi şeriflerden çıkarmamız mümkün değildir.<br />
Diğer mezhepleri öğrenipde ne yapacağız kendi mezhebimizi öğrensek yeter diye akla gelebilir.Zaruri hallerde mezhep taklid edeceğimiz zaman taklid ettiğimiz mezhebin o konu ile ilgili hükümlerinin tamamına uymamız lazım usulü şartı denilen hadise bu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ziyaettintokyay.com/dini-bilgimizi-yeniliyelim/tefsirden-din-ogrenilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
